ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Hayatınız
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Zeki Müren

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Yıldırım Gürses

Ferdi Tayfur

Oktay TEKCAN logo

BİT PAZARINA NUR MU YAĞIYOR?

Son bir kaç yıldır Türkiye müzik piyasasında özel bir hareket var. 1970'li yılların Türk pop plakları tekrar aranan ve talep gören bir meta haline geldi.

Müzikte 'nostalji' kavramı hep varolagelmiştir. İnsanların geçmişe dönük özlemleri, hatıraları mutlaka kendine bir karşılık bulur. Ama Türkiye müzik piyasasında 1990'lı yılların sonlarından itibaren giderek hızlanan bu durumu ilgi çekici kılan değişik nedenler var.

* * *

1980'li yılların ortalarından itibaren artık Türkiye'de plak basılmaz olmuştu. 'Plak formatı' Türkiye'de yüksek maliyeti nedeniyle 'kaset' karşısında yenilgiye uğramıştı.

O yılların yüksek enflasyonlu ortamı nedeniyle bugünkü fiyatlar bazında kesin bir karşılaştırma yapmak çok güç. Kendimce yaptığım bazı hesaplar -eğer bugün hala plak dinliyor olsaydık ve CD formatı hiç varolmasaydı- 45'lik bir plağın 12-15 YTL ve 33'lük bir LP'nin 45- 50 YTL civarında bir fiyattan satılması gerektiğini gösteriyor.

Oysa bugün 10-15 YTL fiyatına bir CD (yani 10 şarkılık bütün bir albüm) almak mümkündür.

Kaset kavramının Türkiye'de yerleşmesi ise 1970'li yılların başına gider. 1970'li yılların başlarında çıkan 'kaset formatı' ucuzluğu ve pratikliği nedeniyle hızla yaygınlaşmış ve on beş yıllık bir süre içinde 'plak' formatına son vermişti. Ardından gelen dalgada artık pikaplar da üretilmez oldu ve piyasadan kalktı.

CD'lerin yaygınlaştığı 1990'lı yılların başına kadar geçen beş altı yıllık dönemde (ben 1987 ile 1993 arası olarak alıyorum bu dönemi) sadece 'kaset' formatı hakim oldu Türkiye'de.

Müzik endüstrisinin daha güçlü olduğu ülkelerde bu geçiş dönemi biraz daha farklı seyretti. O kadar ki 1990'lı yılların başında hem plak hem de CD formatlarını aynı anda müzik marketlerde bulmak mümkün olabiliyordu.

CD'ye geçiş süreci içinde Batılı ülkeler kendi plaklarını (her türden müzik, folk, klasik, pop, rock vs.) CD olarak tekrar basıp piyasaya sundular. Onların adına herhangi bir kesinti söz konusu değildi.

Türkiye'de ise CD formatının yaygınlaşmasıyla birlikte 'yeni albümler' artık hem kaset hem CD olarak basılmaya başlanmıştı ama CD formatına aktarılmamış büyük bir Türkçe müzik arşivi vardı plaklarda kalan.

Bugün yaşanan süreci biraz da bu arşivin CD'leşmesi süreci olarak almamız yerinde olur. Ve gene not etmek gerekiyor ki, halihazırda sağlam ve iyi durumda bir Türkçe plak gerçekten nadide bir koleksiyon parçası haline gelmiş durumda.

Beyoğlu'nun eski plak satan sahafları zaten son zamanlarda eski plaklardan çektikleri kayıtları CD'ye aktararak meraklılarına aktarıyorlardı. Bu müzikleri eskiden de dinlemiş ve sevmiş bir kitlenin yanısıra, bu şarkıları daha önce hiç duymamış genç dinleyicilerin de ilgisini cezbetmeyi başardılar. Gene de kısıtlı bir çevrede cereyan ediyordu bütün bu kültürel alışveriş.

Plak fanatikleri her daim 'plak kültürü'nü yaşattılar ve savundular. CD'den çıkan dijital sesi fazla sun'i olarak niteleyip, gerçek ve doğal sesin ancak plaktan alınabildiğini iddia ediyorlar. (İtiraf edeyim, onlarla hemfikir olduğum pek çok albüm var)

Teknoloji büyük nimet gerçekten: Plaktan aldığınız kimi zaman hışırtılı kimi zaman çıtırtılı sesi aynen CD'ye taşımak da mümkün. Dijital remasterize yapmadığınız durumda CD çalarınıza taktığınız CD, sanki pikabınıza bir plak koymuşsunuz izlenimini de verebiliyor.

Müzik yapımcılarımız da bu gidişin kokusunu iyi aldılar. Bir taraftan eski 45'lik plaklardan derleme karışık CD'ler birbiri ardına piyasaya çıkarken diğer yandan Asu Maralman ve Ayten Alpman gibi sanatçılar ise eski 45'liklerini derleyip nostaljik albümler yapmaktalar. Çok büyük bir taleple karşılaştıkları da kesin.

Önümüzdeki günlerde buna benzer daha başka girişimler de olacaktır mutlaka.


Müzik yapmanın, kaydetmenin, kitlelere ulaştırmanın sözgelişi yirmi yıl öncesine kıyasla çok daha kolay ve ucuz olduğu bir dönemdeyiz. Yüksek teknoloji, yüzlerce TV kanalı ve radyo istasyonu, her yıl piyasaya çıkan onlarca şarkıcı, grup ve yeni albüm... Reel fiyatlar baz alındığında giderek gerileyen CD ve CD çalar fiyatları...

Gene de hatırı sayılır bir müşteri kitlesi ısrarla 'eski şarkıların' orijinallerini arıyor, onlara büyük paralar ödüyor. Yeniler ihtiyaca cevap veremediği için mi? Şimdiki şarkılar eskiler kadar iyi olmadığı için mi?

Yoksa "Affan Dede'ye para saydım sattı bana çocukluğumu.." diyen Cahit Sıtkı misali kendi gençlik hatıralarımızın peşine düştüğümüz için mi?

Bit pazarına nur mu yağıyor?

Meraklısına Not: Eski plaklarla ilgileniyorsanız, bu konuda Türkiye'de en kapsamlı ve seri hizmeti veren http://www.nostaljininsesi.com adresindeki Nostaljinin Sesi websitesine bakmanız yerinde olacaktır.

  SİNEMA
Biz Bunun
Çölde Çay
The Turkish Exorcist
  EDEBIYAT
Lingo Lingo Şişeler
Hayalgücüyle Dünyayı
Havuz Problemleri
  MÜZIK
Eye of the Tiger
Supertramp
The Beatles - Girl
  YAŞAM
Siz Uzlaştıramadıkları-
Kompüter Eşkıyaları
Aşçılık Ölüyor mu?
  CİNSELLİK
La Donna e Mobile
Ayrılık Kapıyı Çalınca
Sanal Pezevenk

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

20. Sanat Yılı

Ümit Besen

Gökben