Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Yazar milletinin de şanslı günleri vardır, bir konu GÜM diye masanızın üstüne düşer ve "Beni yaz!" diye bağırır. Birden farkedersiniz ki, aslında siz de o konuyu yazmayı düşünmekteydiniz zaten.
Arkadaşımın Aşkısın hakkında yazı yazmak zaten aklımın bir köşesindeydi. Alper Eğmir tuttu Enrico Macias hakkında yazıp farkında olmadan bana gollük pas uzatmış oldu.
![]() Bu şarkıyı Türkçe ilk seslendiren Juanito'dur, Adamo değil. INTERNET'te pek çok arkadaşımız bu konuda yalan yanlış bilgiler veriyorlar. Daha sonra bu şarkıyı Tunuslu Udi Mohsen de Türkçe okudu. Yabancı bir şarkıyı Türkçe okuyan yabancı şarkıcı? Biraz ironik değil mi? Şarkının orijinalinden yapılan tercümeyle, Fecri Ebcioğlu'nun yazmış olduğu sözler arasında 'büyük' farklar var. Farklar büyük ve önemli, çünkü şarkı sözüne bakarsanız, kadının çok kötü bir şekilde aşağılandığını görüyorsunuz. Hem de haksız yere.. Şimdi konu şöyle.. (Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı sözlerdekinden bahsediyorum) İki erkek yakın arkadaş var. Bunlardan biri bir kadına aşık. Kadının da ona sadık olması bekleniyor. Fakat diğer erkek de bu kadına aşık oluyor. Arkadaşıyla aşkı arasında sıkışıp kalınca da suçu kadına atıyor. Bakın şöyle: Hakkım yok seni sevmeye
Kadın onun karşısına niye çıkmışmış.. Lafa bak! Karşı kaldırımdan mı yürüseydi yani? Bir de şu lafa dikkatinizi çekerim: "Sen başkasının malısın..."
Ümit verme, insanım ben
Adam kaderine sövüp sayıyor falan. Kadına da "bana ümit veren manidar bakışlar atma.." diyor. Yani kadın ona pas veriyor göya.. Diyelim ki kadın sahiden 'yollu' olsun.. Peki son dize nedir? "Şüphe de etme sevgimden..." Söyler misiniz burada kim kime kuyruk sallıyor yahu? Dinleyince bu şarkımı
Bu şarkıyı dinleyince kadın hatasını anlayacakmış.. Yani 'HATA' kadına ait. Peki neymiş bu hata? İki dost arasına girdiği yetmiyormuş gibi, bir de 'onu' sevindirmiş.. Yani bizim adamımızı sevindirse iş bitecek. Affedersiniz ama, kadına 'mal' dedikten sonra, bir de orospuluk suçlaması yok mu burada? Rahmetli Fecri Ebcioğlu'na kötü söz söylemeye dilim varmıyor ama... bu şarkıyı bir kadın söylese "Arkadaşının aşkıyım, sulanma bana..." diyebilir miydi? Dese neler olurdu? Herkes o kadın hakkında neler düşünürdü, takdiri size bırakıyorum. Bu şarkının meşhur olduğu sırada Türker İnanoğlu bir de filmini çekti.
Bir sürü aptalca yanlış anlamalara dayanan bir melodram. Bu üçü çocukluk arkadaşıdır. Hatta uzaktan bir akrabalık da var mıydı, orasını unutmuşum. İki erkek de kıza çocukluktan beri aşıktır. Kız aslında İzzet Günay'ı sevmektedir ama bunu kimseye söylemez. Ekrem Bora ise İzzet Günay'a "Ben bu kızı seviyorum, evleneceğiz.." deyince, İzzet aşkını içine gömer, aradan çekilir. İzzet kaçıp gidince, Filiz akın aşkının karşılıksız kaldığını düşünür ve hiç olmazsa kendini seven bir erkekle, yani Ekrem Bora'yla evlenmeyi uygun bulur.
Epeyce sonra İzzet ve Filiz birbirlerine aşklarını itiraf ederler. Tam vuslata ereceklerken, Ekrem Bora bir kaza geçirir. Filiz Akın kocasının yanına döner ve Ekrem Bora'nın mutluluğu için İzzet ve Filiz kendi aşklarını feda etmiş olurlar.. Ekrem Bora'nın mutluluğu yalanlar ve ayrılmak zorunda kalan aşıkların acıları pahasına elde edilen sahte bir mutluluk olarak kalır. Filmden aklımda kalan bir ayrıntıyı nakledeyim. İzzet Günay savcıdır. Filmin başlarında bir yerde "İşime duygularımı karıştırmam..." falan gibi laflar bile eder. Fakat filmin ilerleyen sekanslarında bir mahkeme sahnesinde sanığı son derece heyecanlı, sinirli, sesi ve tansiyonu yüksek bir üslupla azarlayarak suçlar! Oysa ortada hiçbir somut delil yoktur, sadece İzzet Günay'ın duygusal hezeyanlarından kaynaklanan bir tepki vardır. Hadi bunu geçelim. Savcı bey tiradını bitirdiğinde ne olur dersiniz?
Türk sineması hakikaten engin bir deryadır. Anlatmakla bitmez... |