ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

A Glimpse of

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Çeşitli Albümlerden

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM

Malum, ülkemiz turizm cenneti. Yeni sezon açılırken, bir takım ekonomik krizler ve bölgemizdeki savaş nedeniyle, gelecek turist sayısında azalma söz konusu. Diğer yandan, acaba turistik beldelerimiz ne alemde? Acaba onlar sezona hazır mı?

Lafa gelince atıp tutması kolay. Peki biz bu turistik beldelerimizi ne kadar tanıyoruz? Durumu yerinde tespit etmek ve sizleri bilgilendirmek amacıyla yollara düştüm.

Övünmek gibi olmasın, vazifeden asla kaçmam.


İstanbul'dan yola çıkınca ilk durağım Tekirdağ oldu.
59 plakalı bu ilimiz, rakısı ve köftesiyle meşhurdur. Bir de Tekirdağ'ın Malkara ilçesi vardır.

Bakın yeri geldi size bir Malkara anımı anlatayım:
Bir tarihte Ankara'ya gitmek üzere Harem otogarından Kamil Koç otobüsüne binmiştim. Muavin biletleri kontrol etmeye başladığında, yanımda oturan adam "Ne? Bu otobüs Ankara'ya mı gidiyor? Ben Malkara'ya gidecektim. Hay aksi, beni yanlış otobüse bindirmişler..." deyip, TEM otoyolunun Kurtköy mevkiinde otobüsten inmişti.
Malkara ve Ankara? Tencere dibin kara! (Olay aynıyle vakidir.)


Tekirdağ - Malkara güzergahını takip edip Gelibolu yarımadasının ucundaki Eceabat'tan arabalı vapura atladınız mı, Çanakkale'desiniz. Gelibolu-Eceabat güzergahı inanılmaz güzellikte bir Boğaz manzarası sunuyor. Ve bu bölge, bir İstanbullunun gözüyle, son derece sakin ve tenha. Tekirdağ'dan rakıyı kapıp bu manzaraya karşı içmek ne zevk olurdu ama?

Vaktim olsaydı, Çanakkale'yi geçilmez yapan destanların yazıldığı tabyaları ayrı ayrı gezmek isterdim. Oysa benim Çanakkale'nin 25 km. ötesinde bir beygirle randevum vardı. Çünkü 3. ayakta benim altılıyı yatırmıştı ve onu sucuk yapmak istiyordum.
(Haah haah haa.. İyi denemeydi oğlum, ama ıskaladın..)

Bu arada siz de yukarıdaki iki resim arasındaki 10 farkı bulursunuz herhalde.


Fakat bu atı çok sevdim. Hatta üşenmedim, atın içinde ne var ne yok, diyerek yukarı da çıktım.
(Bkz. Yazarınız, atın içinden size muhabbetle el sallıyor)

Merak ediyorum, tam burada birileri çıkıp "Taa o zamanlardan kalma tahta at nasıl da duruyor, hayret.. Adamlar yapmış abicim.." veya "Sen o atın içine girdin de, askerlerin gireceğine niye inanmıyorsun be adam?" diyecek mi acaba? Evet arkadaşlar, Truva'ya hoşgeldiniz!

Burası konyağıyla meşhur bir beldemizdir..
(Ne var? Tekirdağ rakısından bahsederken hiç ses etmemiştiniz. Truva konyağının hakkını niye yiyelim? Afiyetle içmek varken, değil mi?)

Şimdi Truva savaşının öyküsünü ve bu atın neyi sembolize ettiğini uzun uzun anlatacak değilim. Aslına bakacak olursanız, atın içine saklanan askerler hikayesine de inanmıyorum. Yani sen ta o zamanlarda, o kadar derin düşünerek, ince hesaplar yaparak kentler ve uygarlıklar kur. Sana verilen tahta atın içine bakmayı akıl edeme! Olacak şey mi?


Yorucu bir gündü, geceyi Behramkale'de geçirdim.

Çanakkale, Behramkale diye devam eden yolculuğum daha sonra Pamukkale'ye kadar uzanacaktı.
Ama kafiye olsun diye değil.

Behramkale, ya da daha çok zikredilen adıyla Assos bambaşka bir güzellikler diyarı. Çanakkale-İzmir karayolundan ayrılınca epey zorlu bir yolla Assos'a varılıyor ama yolculuğun zahmetine kesinlikle değiyor.

Bu arada, Assos'ta bana Hotel California tadını yaşatan Otel Behram personeli Şebnem Hanım ve Ünal Bey'e ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Akşamın bir vakti hava kararırken otelin önünde sert bir şekilde durdum. Park ederken otelin önündeki devasa saksılardan birine çarptım.

"Ne oluyor?" diye dışarı çıkan Şebnem Hanıma
"Buralarda uygun bir otel arıyorum. Bildiğiniz bir yer var mı?" dedim. Gözlerini kıstı ve muhtemelen "Denyoya çattık.." diye düşünerek
"Burada kalabilirsiniz, yerimiz var.." dedi.
"Peki, yemekte balık da var mı?" diye sordum.
"Kesinlikle.." cevabını verirken yüzündeki muzip gülümseme "Evet, bu adam 'kesinlikle' bir denyo" der gibiydi.

There she stood in the doorway... Then she lit up a candle she showed me the way

Akşam otelin restoranına indiğimde, Ünal Bey servis için koşturuyordu. Şömineyi yakmışlardı, ekmek kızartmam için mangal bile getirilmişti. Ortam son derece hoş ve nezihti. Bense Ünal Bey'e
"Abicim, boğazım kurudu. Ne olur bana acilen bir bira..." diyordum.

So I called up the captain 'Please bring me my wine..'
And he said 'We haven't had that spirit here since nineteen sixty nine..'

"Tabii, beyefendi.." dedi nazikçe. Belki de 1969'dan beri böyle uçuk bir adamla karşılaşmadığını düşünüyordu.

* * *

Bu size yukarıda anlattığım olaylar aynen yaşanmıştır. Olayın 'Hotel California' şarkısıyla olan benzerliklerini, ancak ertesi sabah yola çıkınca akıl edebildim. Gerçi o şarkının kahramanı ertesi sabah yoluna devam edemiyordu ama Hotel California personeli, Otel Behram'ın personeli kadar nazik ve iyiniyetli değildiyse, bu benim sorunum değildi tabii.


Edremit-Ayvalık derken ufukta İzmir göründü.

(Şimdi espri geliyor, siper alın)

Belki duymuşsunuzdur,
İzmir Valiliği bir karar almış: Kordon'da nargile içip çöpşiş yemeyeni dövüyorlar.

Kanun karşısında boynum kıldan incedir, ben de gereğini yaptım tabii.

(Tamam, espri geçti. Rahatlayabilirsiniz..)

Gelecek sayıda Efes, Kuşadası... Yapacağız işte ortaya karışık bir şeyler...

Beni izlemeye devam edin!

MACERANIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN BURAYI TIK'LAYIN1
  VİDEO

Seni Tanır Gibiyim


Al Bano & Romina Power FELICITA


Rockwell: KNIFE


Jeane Manson: Avant de Nous Dire Adieu
  EDEBİYAT
Teori Nasıl Yazılır?
Lessons in Love
Okumuş Adam
  MÜZİK
Tamirci Çırağı
Still Got the Blues
Charles Aznavour
  CİNSELLİK
Aşkın Tarifi Nasıldır?
Nikahta Keramet
Şu Zavallı Erkekler
  SİNEMA
Sinemada En Beğenilen
En İyi 20 Korku Filmi
Turkish Star Trek
  YAŞAM
Emperyalizm ve Global Sistemin İşleyiş Mantığı
Sonsuza Kadar
TV Eğlence Programları

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Edip Akbayram

Best Memories