ANA SAYFA
| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Malum, ülkemiz turizm cenneti. Yeni sezon açılırken, bir takım ekonomik krizler ve bölgemizdeki savaş nedeniyle, gelecek turist sayısında azalma söz konusu. Diğer yandan, acaba turistik beldelerimiz ne alemde? Acaba onlar sezona hazır mı?
Lafa gelince atıp tutması kolay. Peki biz bu turistik beldelerimizi ne kadar tanıyoruz? Durumu yerinde tespit etmek ve sizleri bilgilendirmek amacıyla yollara düştüm.
Övünmek gibi olmasın, vazifeden asla kaçmam.
Bakın yeri geldi size bir Malkara anımı anlatayım:
Vaktim olsaydı, Çanakkale'yi geçilmez yapan destanların yazıldığı tabyaları ayrı ayrı gezmek isterdim. Oysa benim Çanakkale'nin 25 km. ötesinde bir beygirle randevum vardı. Çünkü 3. ayakta benim altılıyı yatırmıştı ve onu sucuk yapmak istiyordum.
Bu arada siz de yukarıdaki iki resim arasındaki 10 farkı bulursunuz herhalde.
Merak ediyorum, tam burada birileri çıkıp "Taa o zamanlardan kalma tahta at nasıl da duruyor, hayret.. Adamlar yapmış abicim.." veya "Sen o atın içine girdin de, askerlerin gireceğine niye inanmıyorsun be adam?" diyecek mi acaba?
Evet arkadaşlar, Truva'ya hoşgeldiniz!
Burası konyağıyla meşhur bir beldemizdir..
Şimdi Truva savaşının öyküsünü ve bu atın neyi sembolize ettiğini uzun uzun anlatacak değilim. Aslına bakacak olursanız, atın içine saklanan askerler hikayesine de inanmıyorum. Yani sen ta o zamanlarda, o kadar derin düşünerek, ince hesaplar yaparak kentler ve uygarlıklar kur. Sana verilen tahta atın içine bakmayı akıl edeme! Olacak şey mi?
Çanakkale, Behramkale diye devam eden yolculuğum daha sonra Pamukkale'ye kadar uzanacaktı.
Behramkale, ya da daha çok zikredilen adıyla Assos bambaşka bir güzellikler diyarı. Çanakkale-İzmir karayolundan ayrılınca epey zorlu bir yolla Assos'a varılıyor ama yolculuğun zahmetine kesinlikle değiyor.
Bu arada, Assos'ta bana Hotel California tadını yaşatan Otel Behram personeli Şebnem Hanım ve Ünal Bey'e ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
"Ne oluyor?" diye dışarı çıkan Şebnem Hanıma
There she stood in the doorway... Then she lit up a candle she showed me the way
Akşam otelin restoranına indiğimde, Ünal Bey servis için koşturuyordu. Şömineyi yakmışlardı, ekmek kızartmam için mangal bile getirilmişti. Ortam son derece hoş ve nezihti. Bense Ünal Bey'e
So I called up the captain 'Please bring me my wine..'
"Tabii, beyefendi.." dedi nazikçe. Belki de 1969'dan beri böyle uçuk bir adamla karşılaşmadığını düşünüyordu.
Bu size yukarıda anlattığım olaylar aynen yaşanmıştır. Olayın 'Hotel California' şarkısıyla olan benzerliklerini, ancak ertesi sabah yola çıkınca akıl edebildim. Gerçi o şarkının kahramanı ertesi sabah yoluna devam edemiyordu ama Hotel California personeli, Otel Behram'ın personeli kadar nazik ve iyiniyetli değildiyse, bu benim sorunum değildi tabii. Edremit-Ayvalık derken ufukta İzmir göründü.
Belki duymuşsunuzdur,
Kanun karşısında boynum kıldan incedir, ben de gereğini yaptım tabii. (Tamam, espri geçti. Rahatlayabilirsiniz..) Gelecek sayıda Efes, Kuşadası... Yapacağız işte ortaya karışık bir şeyler... Beni izlemeye devam edin! |
|