Kaç gündür pikabımda iki LP'den oluşan bu albüm dönüp duruyor. Bir daha ve bir daha..
İyi haber: Demek ki paramın karşılığını almışım.
Kötü haber: Kafayı iyice dağıtıp başka bir aleme zıplamışım üstelik.
(Dünyanın geri kalanı için bu da iyi bir haber sayılabilir tabii)
Komik bile olamayacak kadar zavallı pop-starların ortalığı kapladığı günümüzde, 'yeni ve güzel' bir şeyler bulabilmek için kimbilir kaçıncı kez eski plakların peşinde koşarken buldum bu albümü.
1976 yılında Ajda Pekkan Paris'e gitmiş ve Enrico Macias'la birlikte bir seri konser vermişti.
İşte dinlemekten kendimi bir türlü alamadığım 'La Fete a L'Olympia' albümü, bu muhteşem konserlerden biri.. (Ya da bir kaçından derleme, orasından emin değilim)
1976 ha? Ben o zamanlar kısa pantalonlu bir velet. Fransızca'yla işim yoktu ama Ajda Pekkan'ı tabii ki biliyordum. Hatta Avrupalara gidip oradaki ünlü sanatçılarla sahne aldığını da duymuştum.
(Şimdi masal gelir, o tarihlerde memlekette siyah-beyaz tek televizyon kanalı vardı ama Türk pasaportuyla da Fransa'ya vizesiz gidilirdi.)
Ve ben TAK! 1976 senesine ışınlanmışım. Enrico Macias hızlı ve neşeli.. Akdenizliliğini konuşturuyor. İki plaktan oluşan yaklaşık doksan dakikalık kayıt süresince Fransızca'dan başka, Arapça, İbranice ve hatta Türkçe söyleyecek. Kah Kudüs'te her dinden insanların barış içinde yaşayacağı bir Noel'e özlemini anlatacak, kah Paris sokaklarındaki insanların neşesini.. Ya da bir anda İspanya ateşini canlandıracak 'La Premiere Corrida' şarkısıyla, dinleyiciler "Oleee!" diye tezahürat yaparken..
Daha albümün başında sayılırız. Dördüncü şarkı Melisa çalıyor.
(Enrico oraya vardığında Melisa tam da 'café'den çıkmaktadır. Onu hiç tanımıyor gibi bir 'Merhaba' deyip ilgisiz bir tavırla yoluna devam edecek..
"Ayrılalı iki ay oldu, hissediyorum ki bir başkası çoktan benim yerimi almış..
Oh Melisa, hala ağlayabilseydin eğer, ayrılık beni daha az üzerdi.
Oh Melisa, bir gün aşkı özlersen, ben daha az kahrolacağım..
Oh Melisa,
İsterdim ki senin hayatında, listedeki bir isimden daha fazla bir şey olsaydım..
Bazen hüzünle hatırlayacağın bir anı olsaydım keşke.." diye sesleniyor Enrico Macias, kızın arkasından..)
Melisa şarkısının finaline doğru Ajda Pekkan giriyor sahneye vokaliyle..
O gün Olympia salonunu dolduran kalabalığın alkışları arasında Enrico Macias esprili bir üslupla Ajda Pekkan'ı takdim ediyor izleyicilere:
"Biraz garip mi buldunuz? Hayır, yanlışlık yok.. Bu hanım büyük bir şarkıcı.. Büyük olduğu kadar güzel de.. Türkiye'den geliyor, adı Ajda Pekkan!" (O, 'Iajda Pek'an' diyor)"Tabii ki size her söylediğime inanırsınız. Mesela ben Enrico Macias, doğrudan Norveç'ten geliyorum.. (Kahkahalar) Ama sizi temin ederim ki bu hanım gerçekten Türkiye'den geliyor. Birazdan göreceksiniz ne büyük şarkıcı olduğunu.. "
Derken Ajda Pekkan Tu pars et tu reviens şarkısına giriyor:
"Gecenin sessizliğinde her tıkırtıyı takip ediyorum.. Uyumak istiyorum, kaçmak istiyorum... Ama çok iyi biliyorsun ki seni terketmeyeceğim
Çekip gidersin ve sonra geri dönersin, biliyorum. Sabaha kadar dönüşünü beklerim. Arada bir beni gerçekten sevdiğini söyle hiç olmazsa.." mealinde hareketli bir şarkı bu.
Belli ki Ajda Pekkan dersine iyi çalışmış ve belli ki ÇOK İYİ bir şarkıcı. Melodinin kıvraklığına rağmen dili dolaşmadan düzgün bir Fransızca'yla söylüyor şarkısını.. Paris'te, Fransız izleyicilerin önünde Fransızcasını konuşturuyor.
Gerçi bir tarihte aralarında Fransızların da bulunduğu bazı arkadaşlar önünde Zeki Müren'in Kahır Mektubunu Fransızca söylemişliğim var, ama o zaman kafam kıyaktı hani...
Asortik çiftimizin düet yaptığı Je t'apprendrai l'amour (Sana aşkı öğreteceğim) şarkısından sonra Enrico Macias'ın "Tamam!" diye Türkçe işaret çakmasıyla
Hoş Gör Sen şarkısına giriyor Ajda...
Ajda şarkısını Türkçe söylemekteyken Enrico Macias seyircilere dönerek:
"Ne dediğini anlıyorsunuz değil mi?" diye espriyi patlatıyor. Hatta Ajda, nakarattaki 'Lay la lay.. lay larayla lay lay lay' kısmını söylerken Enrico esprisine devam ediyor:
"Şarkının bu kısmı enternasyonal oluyor, bakın şöyle: Lay lalay.. Lay larayla lay lay lay"
(1976'da bizzat o salonda olsaydım bu esprileri kaçıracaktım. Ama otuz sene sonra aynı konseri evimde bilmem kaçıncı kere dinlerken keyfime diyecek yok!)
İkinci kuplenin başında "Şimdi ben deniyorum.." dedikten sonra Enrico Macias Türkçe söylemeye girişecek:
"Hhan gimisss uu ramadık san khi haksiz lığklaraaaaa
Diğnle beni, saki nuy maşeytanaaa..."
Şarkının ilk finalini Ajda yapıyor. Tam bir gırtlak ve diyafram SHOW!
Ve bu sefer şarkının Fransızca orijinalinin finalini yapıyor kendisi:
"...On s'embrasse et on oublie
Car la vie est jolie
Pour tous ceux qui s'embrassent et qui oublient" (Bunun Türkçesini de Fransızca bilenler bilmeyenlere anlatsın)
* * *
Yazıyı bitirince o muhteşem konseri tekrar dinleyeceğim ben!
Sahi, siz de televizyondaki paçozları izleyecektiniz değil mi?
Bakın bakalım bu hafta hangi sefil klipler dönmeye başlamış...