ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Mason Magazin
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Fecri Ebcioğlu Sunar

Edip Akbayram

Best Memories

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
MİZAHIN DA SUYU ÇIKTI

"Hayat; düşünenler için bir komedi, hissedenler için bir trajedidir" demiş Horace Walpole. Anlayana ne büyük laf.

Türkçe'de biz "Güleriz ağlanacak halimize" diye bir laf ederiz ama bu lafın içinde 'kendimize acıma' vardır genelde.

Son zamanlarda milletçe mizah yeteneğimizin ne kadar düştüğünü, mizah diye yapılan bayağılıkların ne kadar kalitesiz ve adi olduğunu düşünüyordum. Acaba bu millet mizah ruhunu ve espri yeteneğini mi kaybediyor? Peki ama niye?

Mizah duygusu, zekanın belirtisidir. İnce bir espri yapabilmek için zeka, ve bu espriyi anlayıp takdir edebilmek için sağduyu ve hoşgörü gerekir. Bu ülkede yapılan mizahın suyu çıktıysa, sanırım bu özellikleri giderek kaybetmekte olduğumuz içindir.

Ne zaman bu konu açılsa derler ki "Bu ülkede Gırgır diye bir mizah dergisi vardı ki tirajı itibarıyla dünyanın üçüncü büyük mizah dergisiydi." Bu ülkede 'Marko Paşa' veya 'Akbaba' gibi mizah dergileri de çıkmıştı.

Aziz Nesin gibi büyük mizah yazarları da yetiştirdik. Devekuşu Kabare Tiyatrosu (Zeki Alasya-Metin Akpınar) vardı. Bu ikilinin 'Akş Olsun' veya 'Deliler' gibi tiyatro oyunları ortalığı yıkıp geçmişti. Şimdi bile bu oyunların 20 küsur yıllık videolarını satın alıp izleyen bir kitle var.

Evet, bu memlekette mizah için her türlü materyel hemen her zaman mevcuttu. Olay tam olarak ne zaman kopmaya başladı bunu söylemek zor, ama bu ülkede mizah artık tadını kaybetti. Hem de uzun süredir böyle bu.

Kafaların karışıp, neyin mizah neyin ciddi bir eleştiri olduğunu farkedemeyecek bir duruma gelmemiz tam olarak ne zaman oldu?

İyi bir espriyi anlayamayacak kadar mizah duygumuzu yitirmemiz hangi zamandan sonradır?

Kimisi bu süreci Gırgır dergisinin eldeğiştirmesine bağlar, kimisi ise çok kanallı televizyonların ortaya çıkmasına... Tam olarak sebebi ne olursa olsun, mizah duygusunu yitirmeye başlamamız, artık kaliteli bir mizah üretemiyor oluşumuz çok ciddi bir çöküşün işaretidir bence. Üzerinde düşünülmesi gerekir bu sorunun.

Toplumsal yaratıcılığımızı ve zekamızı örseleyen bu süreci mutlaka tanımak ve önüne geçmek durumundayız. Bu işi mizahçılara havale edip komediyi hafife alma lüksümüz yok!

Bugün için 'gülünecek kaliteli espri' arayanlara bir önerim olabilir ama.

Dikkat: Hayatınızı daha anlamlı ve daha güzel kılacak bir bilgi vermek üzereyim size. Beni dikkatle okumanızı tavsiye ederim.
(Arada bir hayatın anlamı falan gibi derinlikli konulara da girmemiz lazım, öyle değil mi? Yoksa ne farkımız kalır sürüsüne bereket blog yazarlarından?)

Bu aralar 'gülmek için' kaliteli materyel arıyorsanız, özellikle Hürriyet gazetesi sizler için çok güzel bir hizmeti devreye soktu nicedir. Gazetenin INTERNET sayfasındaki haberlerin hemen altında, söz konusu haberlere yapılan okur yorumlarını göreceksiniz.

Kendisini akıllı ve önemli sanan ama okuduğu yazıyı bile doğru dürüst anlayamayan -üstelik de yüksek fikirlerinden bizi de yararlandırmak konusunda ısrarlı olan- insanlarımız (Evet, ne yazık ki bunlar da bizim insanlarımız) muhteşem bir komedi malzemesi sunuyorlar.

Mizahçılar, karikatüristler, mizah yazarları.. Sizlere sesleniyorum huu! Bu kaynaktan size çok ekmek çıkar. Benden söylemesi.

Okuyun ve gülün. Bu insanlar müthiş bir traji-komedi sahnelemekteler. Şu farkla ki: Onlar komedi unsuru olduklarının farkında değiller.
(Bu modayı da Yalçın Küçük çıkardı galiba? O da kendini gereğinden fazla ciddiye alan 'çatlak profesör' tiplemesini televizyon ekranlarına taşıyalıberi, komedi dünyamız yeni bir figür kazandı. Umarım Yalçın Küçük ne kadar komik ve zavallı göründüğünü farketmiyordur, yoksa bütün espri kaçacak.)

Ah bir de o haberi okudunuz mu?
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açtığı Alo Fetva hattına halkımızın ciddi ciddi sorduğu sorular, New York Times gazetesine haber olmuş.
"Bakın Türkler neler soruyor?" diye haber yapmışlar.
(Haberin orijinali için TIK'layınız)

Son olarak da Borat filmine değinmek istiyorum. Amerika ve Avrupa'da yeni ve kaba bir tarz komedi akımını temsil ediyor bu film.

Kazakistan'dan gelen Borat Sagdiyev adlı sanal karaktere (ki maçoluk ve kıroluk abidesi bir Doğu'luyu canlandırıyor) gülüyor Batılılar.

O kadar ki, bizim bir zamanlar kendisini INTERNET sayesinde soytarılar şampiyonu yapan fakat düştüğü trajikomik halleri kendisi de farkedemeyen Internet Mahirimiz bile
"Bu karakteri benden esinlenerek yarattılar!" diye sızlanmakta.

İşin asıl acı yanı nedir biliyor musunuz?
Borat filmini gören bazı yazarlarımız "Evet, Amerika'da filmi gördüm. Bütün salon gülmekten yıkılıyordu. Ama bu filme Türkiye'de insanlar güler mi, bilmiyorum. Çünkü bu adam bizim normal hallerimize çok benziyor" dediler.

Bizim normal tiplerimizi, bize normal gelen hallerimizi; Batılılar 'komedi' olarak görmeye başladı.

Bu rezil derecesinde komik hallerimizi kanıksadığımız ve bunu 'normal' kabul etmeye başladığımız zamandan beridir ki 'mizah duygumuz' da köreldi gitti.

Hadi söylesin bakalım bizim televizyoncular: Bu milletin bu kadar rezil olmasında bizim bir katkımız yoktur, desinler.. Biz de onlara gülelim!

En komik ve rezil halimiz işte bu! Mizahın da suyunu çıkardık...

  SİNEMA
Rocky
En İyi 20 Film Finali
En Kötü 20 Film Finali
  EDEBİYAT
Sizi Kandıran Internet
Okur Yazar ilişkileri
Aziz Nesin - O. Pamuk
  YAŞAM
Palikaryadan Dost
İnsanoğlunun
Vize Meselesi
  MÜZİK
Joe Dassin:
Bir Plak Dinliyorum
Careless Whisper
  CİNSELLİK
İnsanlığın
Boynuz Modaymış
Aydın Kadının
  VİDEO

Emmanuelle (1974)

Barbra Streisand

Ferdi Özbeğen: Piyanist

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Yıldırım Gürses