ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Ah Liselim Vah Liselim
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Best Memories

A Glimpse of

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
ANSİKLOPEDİ VE BİLGİ PAYLAŞIMI ÜZERİNE

Kültür ve okumuşluk seviyesi olarak en ileri ülkelerinden biri değiliz, burası kesin! Yazılı kültürden ziyade 'şifahi' -yani söze dayalı- bir bilgi birikimini paylaşıyoruz. (Onu da ne kadar paylaşabiliyorsak işte..)

Üstelik toplumsal hafızamız da çok zayıf. Şimdiki gençler bırakın 1971 muhtırasını, 12 Eylül 1980 tarihinin bile ne ifade ettiğini bilmiyorlar.

Bu arkadaşlar mesela Osmanlı İmparatorluğu'nun ne kadar üstün olduğunu anlata anlata bitiremezler ama birbirinin ardından gelen herhangi dört Padişahı bile sırasıyla sayamazlar.

Ama onlara soracak olsanız, herşeyi onlar bilirler.. En uzağa onlar işerler. Sonra da "Gençliğe niye söz hakkı verilmiyor? Biz okumuş aydın gençlik.. vs.. vs." diye ahkam keserler.. Ben de içimden tekrar ederim:
Nadan ile sohbet azaptır bilene,
Çünkü nadan ne gelirse söyler diline

Kendi yakın tarihini bile bilmeyen insanlara Uygarlık Tarihinin kilometre taşlarından bahsetmeye kalkmak eğer cahil cesareti değilse, iyi niyetten kaynaklanan bir saflık olsa gerek... O yüzden bu yazıyı biraz da utanarak yazıyorum.

Şimdi inanması bize ne kadar zor geliyor ama bir zamanlar INTERNET yoktu. Hayalgücünüzü biraz daha zorlayacağım, bir zamanlar televizyon ve video da yoktu. Belki uydurduğumu düşüneceksiniz ama bir zamanlar radyo ve telefon bile yoktu. (Hayır efendim, cep telefonundan bahsetmiyorum. Bildiğiniz normal telefon bile yoktu. Graham Bell daha anasından bile doğmamıştı bir zamanlar)

Ortaçağın bin yıl süren karanlığından yavaş yavaş çıkan insanlık önce Rönesans, derken Akıl Çağı ve sonra Aydınlanma Çağı süreçlerini yaşadı. (Hah, tamam.. Şimdi tam burada ukalanın biri çıkar "Ortaçağ'dan sonra Yeni Çağ, sonra Yakın Çağ gelir..." diye bana tarihsel süreç dersi vermeye kalkar.)

Aydınlanma çağında, yani 18. Yüzyıl'da iki büyük insan, Denis Diderot ve Jean Le Rond d'Alembert, bilgiyi sınıflandırarak tek ve büyük bir kaynakta toplamak adına 'Ansiklopedi' yaratma işine giriştiler. Asıl amaçları ise o zamana kadar küçük ve elit bir azınlığın elinde bulunan bilgiyi kitlelere yaymaktı.

İlk modern Ansiklopedi, 1728 yılında Londra'da Ephraim Chambers tarafından Cyclopaedia: or, An Universal Dictionary of Arts and Sciences adıyla hazırlanmıştı. Bu eser Denis Diderot'ya (ki kendisi uzun zaman Londra'da bulunmuştu) ilham kaynağı olmuştu.

İlk cildi 1751'de yayımlanan Fransız ansiklopedisinin orijinal tam adı Encyclopédie, ou dictionnaire raisonné des sciences, des arts et des métiers idi. "Ansiklopedi veya Akla Göre Düzenlenmiş Bilimler Sanatlar ve Zanaatlar Sözlüğü" şeklinde Türkçe'ye çevirebiliriz.

Bu ansiklopedinin ilk 17 cildi 1751-1765 yılları arasında basıldı. Bu çabanın ne kadar zor olduğunu herhalde takdir edersiniz. Daha sonra 1780 yılına kadar 18 cilt daha basılarak toplam 35 ciltlik bir eser oluşturuldu. Bu büyük eserin oluşturulmasında bir çok değerli bilim adamı, filozof ve yazar emeklerini ortaya koymuştu.

Orijinal baskılarda her bir cildin ikişer sütunlu yaklaşık 950 sayfadan oluştuğu ve 29.000 maddenin bu Ansiklopedi'de yer aldığı bilinmektedir. Bu işin teknik zorlukları bir yana, o devrin muhafazakarları ve Fransa hükümet yetkililerinin de bu çabaya çok olumsuz yaklaştıklarını, sansür uygulamak istediklerini belirtmeliyiz. Nitekim bu baskılar yüzünden D'Alembert daha sonra bu Ansiklopedi'nin editör ve yayıncılığından çekilecek, Ansiklopedi'nin bazı ciltleri İtalya'da Fransızca olarak basılacaktır.

Aydınlanma Çağının düşünürleri ve bilim adamları, bugün bize çok normal gelen bazı özgürlükçü fikirleri ilk defa o zamanlar seslendiriyordu. Bu fikirler daha sonraları Amerikan Devrimi'ne ve Amerikan Anayasası'na, bilahare Fransız Devrimi'ne yol açacak kıvılcımları çaktılar.

Ansiklopedi'nin hazırlanmasında emeği geçen o insanlardan dört tanesinden kısaca bahsetmek isterim.

Jean Le Rond d'Alembert (1713-1783): Aslen matematikçi ve fizikçidir. Bugün, Statik ve kinetik hesaplarının yapılmasında hala kullanılan 'D'Alembert Prensibi' ve çok bilinmeyenli eşitliklerde kullanılan 'D'Alembert Bölüm Kriteri' adlı hesaplama yöntemi onun icadıdır.

Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Onun adını daha önce duymamış olanlar lütfen bu yazıyı okumayı burada bıraksınlar. Sanat ve erdem hakkındaki görüş ve teorileri bir yana, 'Toplumsal Kontrat' adlı eseriyle siyasi bilimler literatüründe 'Devlet' kavramının işlevini ortaya koymuştur.

Denis Diderot (1713-1784): Erdem ve ahlakın insanın algı yeteneğiyle şekillendiğini ortaya koyan şu satırlar, onun 1749 yılında yazdığı bir mektuptan alınmadır: "Körlerin erdemli olabileceklerine inanmıyorum, Madam. Bir kör için, işeyen biriyle hiç ses çıkarmadan kanı boşalan bir adam arasında ne fark vardır? Bizler de eşyanın uzaklığı ya da küçüklüğü yüzünden , tıpkı körler gibi, acıma duygumuzu yitirmiyor muyuz? Erdemlerimiz; duyumlarımıza, eşyanın bizim üstümüzdeki etkilerine o kadar bağlı ki... Ceza korkusu olmasa, pek çok kimsenin uzaktan kırlangıç kadar görünen bir insanı öldürürken, bir öküzü elleriyle boğazlamaktan daha az acı duyacağı besbellidir. Acı çeken bir ata acıdığımız halde umursamadan bir karıncayı çiğnemez miyiz? Ah Madam, bilseniz, körlerin erdemi bizimkinden, bir sığırın erdemi bir körün erdeminden ne kadar başka. Bizimkilerden daha çok duyuları olan biri de bizim erdemimizi, kötü bir şey söylemeye dilim varmıyor, ne kadar kusurlu bulurdu."

Bizim bilmediklerimizi bilen, bizim göremediklerimizi gören bir insanı; davranış, söz ve düşünceleri nedeniyle yargılamadan ve ayıplamadan önce bir kaç kez düşünmemiz gerektiğini anlatmıyor mu bu sözler?

François Marie Arouet Voltaire (1694-1778):
Ölümünden 50 yıl sonrasına kadar Voltaire'i aşabilen bir aydının dünyaya gelmediği söylenir.

Çok zeki, yer yer sinist ve alaycı, keskin mizah duygusuyla 21. Yüzyıl'da bile insanları acı acı güldürebilen, dehasından kimsenin şüphe edemeyeceği bir adamdı.

Romanları, denemeleri ve söylediği özlü sözler hakkında ciltler dolusu kitap yazılır.(Zaten yazıldı da)

Bugün Voltaire'in adını bilmeyen arkadaşlar, hiç olmazsa onun şu sözünü bir yerlerde duymuşlardır herhalde:

"Söyleyeceğiniz şeylere katılmıyorum ama söz söyleme hürriyetinizi canım pahasına savunurum."

Konumuzla ilgisi olmasa da, Voltaire'in şu üç vecizesini aktarmak isterim:

  • Kendisine sorulan her soruya cevap yetiştiren adam çok aptal olsa gerektir.
  • Evlilik, korkakların girişebileceği tek maceradır.
    (Bu sözü hangi konuşma sırasında kime söylediğini bilmeyi çok isterdim.)
  • Konuşulamayacak kadar aptalca olan şeyler şarkı olur söylenir.
    (Aslında bu sözü çevirirken, sözün ruhunu tam yansıtabilmek adına, biraz değişiklik yaptım. Sözün Fransızca orijinalini maalesef bulamadım, özür dilerim. Ama İngilizce çevirisi şöyle: Anything that is too stupid to be spoken is sung.)

Bilgi, insanlığın ortak mirasıdır. İnsanın, kendi 'sahip olduğu bilgiyi' başkalarıyla paylaşma çabası, bence övgüye değer bir çabadır.

Bildiğimiz şeyler arttıkça, aslında bilmediğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunun da farkına varmak gerekir, diye düşünüyorum.

INTERNET çağında yaşayan bizler, Voltaire veya Rousseau'nun ya da Diderot'nun kim olduklarını bilmiyor, belki de önemsemiyoruz.
Oysa hatırlamamız gerekir ki "Duyuları (ve bilgisi) bizimkilerden fazla olan biri de bizim erdemimizi (ve bilgimizi) ne kadar kusurlu (ve eksik) bulurdu" kim bilir?

  SINEMA
Turkish E.T. - Badi
Türk Sineması Nereye?
Emmanuelle
  YAŞAM
Kendin Pişir Kendin Ye
Millet Uyanıyor mu Ne?
Depremi Beklerken
  EDEBIYAT
Okur Yazar ilişkileri
Aziz Nesin - O. Pamuk
Televizyon Dizileri:
  CINSELLIK
Kadınlar ve Kocaları
Everything I Do
Nikahta Keramet
  MÜZIK
Hélene Segara
Total Eclipse of
Jacques Brel

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

Çeşitli Albümlerden

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

BoneyM

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Semiramis Pekkan

Samime Sanay