|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Bu işkenceyi kendime niye yapıyorum? Pazar gazetelerini okumak insanın sinirlerini bozmaktan ve aklını karıştırmaktan başka ne işe yarar?
Okumak, sigara tiryakiliği gibi bir alışkanlık. Oburluk veya uyuşturucu müptelalığı da aynı kapıya çıkar.. Size faydası olmadığını bilirsiniz ama gene de kendinizi alamazsınız. Sonra da yaptığınıza pişman olursunuz.
Okuyacak bir şey bulamadığım zaman can sıkıntısından patlarım gibi geliyor herhalde? Ne büyük gaflet!
Bu gaflet anlarından birinde, Vatan gazetesinin 27 Şubat 2005 tarihli Pazar ilavesinde koca bir başlık gözüme çarptı:
Arda Uskan, Sinan Çetin'le bir röportaj yapmış da.. Megalomani iyidir bazen. Ama paranoyak bir hal almaya başlamışsa hafiften tırsacaksın.
Kendisini peygamber veya Tanrı zanneden sürüyle deli vardır. Öyle delileri anlamaya aklımın yetmeyeceğini düşünüyorum. Meşhur ve medyatik olmak da çok zor bir iş hakikaten.. Asortik giyinecek, ekzantrik davranacaksın... Ama felsefe yapacağım diye kendini küşük düşürmek şart mıdır? İşte orasını bilemiyorum.
Sinan Çetin'in kötü bir sinemacı olduğunu hep söyler dururum. Kendini yakışıklı ve karizmatik falan zannediyorsa, ona bir şey diyemem (fotoğrafçılara verdiği pozlar çok komik görünüyor gerçi) ama bilgi birikimi(?!) insanın gözlerini yaşartıyor.
"Zayıflar çalışmadıkları için ölüyor, suçlusu kazananlar değil.." diye buyurmuş büyük üstad.. Toplumsal Darwinizmin ideolojik temellerini gerekirse ayrıca irdeleriz.
Bir gecede binlerce insanın işini kaybettiği, ocakların söndüğü, hayatların kaydığı bir yerde, "zayıflar çalışmadıkları için ölüyorlar" diyen birini anlamaya aklım yetmiyor gerçekten de!
"Kapitalizmi kimse tam bilmiyor. Kapitalizm adını verdiğimiz şey hayatın ta kendisi.." lafına ne buyurulur?
Madem kapitalist sistemin bu kadar mantıklı ve kendine yakın olduğunu gururla iddia ediyorsun, 'muhalif duruşlu' filmler yapmak -ve onda da kendini komik durumlara düşürmek- konusundaki ısrarın sebebi ne?
Sosyoloji ve tarih bilmeyen bir tosun çıkıp da
Hz.Musa'yı, Hz.İsa'yı, Buddha'yı bir kalemde 'kaybedenler' sınıfına sokuvermiş Sinan Çetin!
İyi film yapamadığını biliyorduk. Felsefe, tarih ve sosyoloji konularındaki bilgisinin sinemacılıktan da geri olduğunu şimdi öğrenmiş olduk. Aferin!
İnsanların bugünkünden daha iyi ve daha hakça bir düzende yaşamaya layık olduklarını düşünmek aptallık mı? Şimdikinden daha iyi bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorsak biz meczup muyuz yani? Madem herşeyi bilen Sinan Çetin gibi bilge bir kişiye rastgeldik, ona soralım da bize söylesin bari: TEVAZU kelimesinin anlamı nedir? EDEB YA HU! sözünü şimdi sana söylemezsek, daha başka kime ve niçin söyleyeceğiz ki? Baştaki soruya dönelim: Bu işkenceyi kendime niye yapıyorum? Çirkin bir adamın tevil kaldırmayan zırvalarını okumak zorunda mıyım? |