| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Hani eskiden sadece bir tane televizyon kanalı vardı, bilmem hatırlar mısınız? Akşam televizyonda oynayan bir dizi film, ertesi gün okullarda, işyerlerinde ve evlerde konuşulurdu.
Veyahut memlekette bir olay mı olmuş? Falanca partinin başkanı bir laf mı etmiş? Televizyon seyreden herkes durumdan haberdar olurdu. Adama kızardınız veya aynı fikirde olurdunuz.. Kızan kime kızdığını, destekleyen kimi desteklediğini bilirdi.
Birbirimizle aynı fikirde olmasak da, aynı dili konuşurduk.
(Ya da ben yanılıyorum, çoğunlukla olduğu gibi...)
Şimdilerde işin rengi biraz değişti... Bir sürü televizyon kanalımız var, INTERNET diye bir araç da var.. Ama gündemler bölünüp ufalanıyor. Ve birbirimize daha yakınlaşacağımıza, giderek uzaklaşıyoruz. Bambaşka diller konuşur olmuşuz.
Hani derler ya, ben diyorum bayram haftası, o anlıyor mangal tahtası! Ya da bunun tersi de doğru: Arkadaşımız diyor İstanbul boğazı, ben soruyorum faranjit mi olmuş?
Bir takım arkadaşlarımız kendi özel fikirlerini yaymak için INTERNET sitesi kurmuş, forum gibi bir şeyler yapıyor mesela.. Teknik olarak Türkçe konuştuklarını kabul etmeliyim. (Bildiğim kelimeler ve cümle yapıları kullanıyorlar) Ama nelerden ve kimlerden bahsettiklerini bile anlayamıyorum. Söz konusu forumlarda bazı kişiler, parola gibi bir takım laflar kullanarak bir şeyler yazıp başka birilerine laf sokuyorlar.. Yani anladığım kadarıyla öyle oluyor herhalde, çünkü başka birileri de bu şifreli laflara fena halde bozulup ana avrat dümdüz gitmeye, diğerlerini ölümle tehdit etmeye kadar vardırıyorlar işi.. Ve ben 'kimin kimden bahsettiğini' bile anlayamadığım için kendimi fena halde aptal hissediyorum. (Özüne hoşgeldin Alper, otur bir soluklan!)
Geçen gün muhafazakar eğilimli bir gazetemizin değerli bir köşe yazarı -bana ilginç gelen- bir yazı yazıp, ortaya bir iddia atmış. İddia da enteresan hani: Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren yasal bir siyasi partinin liderinin dört tane hanımı varmış. Ama söz konusu köşe yazısında, hakkında iddiada bulunulan şahsın adı zikredilmiyor. Gel de meraklanma! Gazetenin INTERNET sitesinde yayınlanan yazıya okurlardan biri yorum yazarak (Allah ondan razı olsun, benim gibi cahillerin merakını gidermek açısından büyük bir iş yaptı) "Sözünü ettiğiniz kişi şudur... Yani siz şimdi şöyle mi demek istiyorsunuz?" diyerek bir takım soru ve yorumlarını sıralamış. Bahsedilen siyasi parti liderinin kim olduğunu anladım ya.. Sıra geldi iddianın doğru olup olmadığını saptamaya... Türkiye'de bir siyasi parti liderinin dört tane hanımı var mı, yok mu? Benim merak ettiğim bu! Yani öyle bir şey ki.. Ya doğrudur ya da değildir.. Ortası olamaz! Söz konusu partinin üyesi bir arkadaşa ulaştım, ona sordum:
Arkadaşım bana e.maille bir cevap geçti, sağolsun! Söz konusu iddiayı dillendiren köşe yazarının vatan haini bir eşcinsel (arkadaşım, dört harfli daha başka bir kelime kullanmıştı mesajında) olduğunu, onun gibilerin foyasını -hem de kanıtlarıyla- meydana çıkaran ve 'gündeme bomba gibi düşen' konuları açıklayan yazıları dabılyu dabılyu dabılyu bilmemne websitesinde bulabileceğimi söyledi. Gerçi soruma bir yanıt alamamıştım ama.. Bana tarif edilen websitesine TIK'ladım. (Merak, hakikaten kötü bir şey olabiliyormuş) Bu websitesi -ki demin yukarıda bahsettiğim site bu oluyor- php nuke yazılımıyla hazırlanmış bir forum sitesiymiş. Altı yedi tane yazıyı dikkatle okudum. Küfür değilse de galiz ifadeler kullanılarak, 'öteki'lerin ne kadar fena adamlar olduğu anlatılıyordu. Bir takım şahıslara ve onların bazı sözlerine referans verilerek bazı tezler ileri sürülüyor ve bunlardan bazı sonuçlar çıkarılıyor ki, ben ne o referans verilen şahısları tanıyorum ne de çıkarılan sonuçların niye öyle çıkarıldığını anlayabiliyorum.. Benim üstünde bile düşünmediğim konular yüzünden millet birbirinin kanına girmeye hazırlanıyormuş yahu? Hay Allah, kendimi büsbütün salak hissettim! Alev Alatlı'nın Schrödinger'in Kedisi-1 (KABUS) romanındaki İmre Kadızade gibi:
Aziz milletimin fikri ve hissi dünyalarından habersiz bir gafil olduğum iyice tescillendiğine göre, gönül rahatlığıyla haykırabilirim artık:
|