TABİAT AŞIKLARINI KONUYA UYANDIRALIM
Feride Kahler'in Çevreciler ve Dinozorlar makalesini okuyunca, bendenizin aklına da neler geldi, bakınız...
'Tabii hayat' denince her ne sebeptense, 'pastoral ve şiirsel bir güzellikler diyarı' tahayyül ediyoruz. Yemyeşil kırlarda, bir su başında keyfe dalıp efkarımızı unutmak vs. vs.
Hadi oradan! Ne sanırlar köydeki hayatı? Televizyondaki margarin reklamları gibi bir şey mi?
Sen alışmışsın şehir hayatına. Steril ve pastörize.. Sivrisinekten tırsarsın, tezek kokusu duyunca miden bulanır. Açık arazide gece yürüyüşü bile yapamazsın.
Sahra Çölü'ndeki bir kum fırtınasında veya Karayiplerde bir kasırga esnasında da tastamam 'tabii' bir pozisyondasınız! 'Tabii hayat' deyince niye aklınıza bu gelmez? 'Tabiata rücu etmek' deyince niçün mesela bunları düşünmezsiniz?
"Yok efendim, biz Türkiye'den bahsediyoruz. Bize ne Sahra Çölü'nden, Karayip denizinden?" diyorsanız; Mardin'in sıcağında veya Erzurum'un soğuğunda, o da olmazsa İstanbul'da orta şiddette bir Lodos eserken de 'tabii' bir ortamdasınız. Zevkine varsanıza?!
Mesela, Brezilya'daki yağmur ormanlarını korumak gayesine hizmet için teşkil edilen organizasyonlardan birinin bile, o ormanları ucuz kereste için yağmalattıran Japonya'da nümayiş tertip ettiğini işittiniz mi?
Japonlara sual ederseniz "Biz parasını verip alıyoruz, kerestenin nereden geldiği bizi ilgilendirmez.." diye kestirip atıyorlar.
Veyahut, Hindistan ve Çin'in 'nehir ve göllerde yarattığı kirlenmeyi' protesto etti mi Greenpeace?
Bütün bu 'çevrecilik' meselesi, iktisaden kalkınma gayretindeki (Türkiye gibi) ülkeleri sanayiileşmekten alakoyma maksadıyla teşebbüs edilen bir hamle olmasın?
İşte bakınız, küresel ısınma dedikleri hadise...
Al Gore ABD Başkan Yardımcısı iken imzalamayı reddettiği Kyoto Protokolü'nü şimdi niye savunuyor?
2000 yılındaki ABD Başkanlık seçimlerini kazansa aynı şeyleri gene söyleyecek miydi?
Ne tür bir üçkağıttır bu oynanan?
NOT: Konuyla ilgili olarak ayrıca
|