Tehlikeli yakınlaşmaların ve inatçı karşılaşmaların dans, müzik ve şarkı sözleri eşliğindeki tarihidir tango. Ama aynı zamanda bir felsefe, strateji, duyguların emperyalist dolaşımında egzotik ve tutkulu bir meta, hatta bir hastalıktır.
Tango günümüzde popülerliği en zirvede olan danslardan biri. Ancak tangonun tarihi bu kadar ışıltılı ve popüler değil. Arjantin’in başkenti Buenos Aires’in arka sokaklarında ve kenar mahallelerinde ortaya çıkan tango, 19. yüzyılın sonunda gelişimine başlamıştır.
Buenos Aries bu yüzyılda göçmenler ve sürgünlerle dolup taşıyordu. Bu insanların sıkıntıdan kurtulmak için oluşturdukları yeni müzik stili de tangonun temel taşı oldu. Afrika vuruşları, Kızılderili ritmleri ve Latin pampalarının karmasıyla ortaya çıkan bu müzik, müziğe uygun yapılan ve oldukça estetik olan dansla birleşince ortaya tango çıktı. Doğduğu Arjantin topraklarında bir geleneği, bir yaşam biçimini yansıtır. Tutkuları, kavgaları, aşkları dile getirir. Ve içinden çıktığı düzenin kültür birikimini ortaya koyar. Değişik ülkelerde değişik zamanlarda yeni kimliklere bürünmüştür.
Arjantin tangosunun yüzyılı aşkun bir süredir tazeliğini koruması yeni uyarlamalara bağlanıyor. Arjantin tangosu 1898’den başlayan klasik döneminden sonra dört ayrı dönemde hem stil hem de biçim olarak kendini yenilemiş. Özellikle üçüncü dönemde (1935 – 1948) eski tangolar yeniden düzenlenmiş. 1948’den sonra tango tarihi yeni dönemine (Tango Nuevo) girmiş. Bu dönemde yazılan yeni tangolar büyük ilgi görürken, eskilerin yeni tekniklere göre özgün tarza ters düşen bir şekilde modernize edilmesi ise kabul görmemiş.
Tango Bir Genelev Sürüngeniydi
Arjantinli yazar Jorge Borges’in yazdığı “Tangonun Tarihçesi” yazısında yazara göre tangonun çıkışı farklı.
Ünlü yazar, 1929’da Evaristo Carriega adlı genç yaşta ölmüş bir şairin yaşam öyküsünü yazmaya karar veriyor. Ancak kitabı yazarken, Carriega’nın hayatından çok onun dönemindeki Arjantin’le özellikle de tangoyla ilgilenmeye başlıyor. Yirmibeş yıl sonra kitabın ikinci basımına tangonun tarihçesi adlı bölümü ekliyor. Bu yazıda tangonun Buenos Aires’in gecekondu mahallelerinde değil, genelevlerinde ortaya çıktığını söylüyor. Borges’e göre tango, hem şehvet, hem de müthiş bir şiddetle dolu. İlk tango orkestralarını oluşturan çalgıların (piyano, flüt, keman, daha sonraları bandoneon) yüksek maliyeti de tangonun genelevde doğduğunu doğrular nitelikte. Bu da tangonun varoşlarda doğmamış olduğuna bir başka kanıt; kenar mahallelerde gitarın altı telinin yeterli olduğu herkesin bildiği bir gerçektir.
Tangonun zaman zaman filmlerde gösterilen bir tarihçesi var. Bu duygusal versiyona göre tango, Buenos Aires’in kenar mahallelerinde, gecekondu semtlerinde doğmuş, ilk başlarda, iyi aileler tangoya karşı çıkmışlar, benimsememişler bu müzik türünü. Ama sonraları 1910’lara doğru Paris’i örnek alarak varoşların bu ilginç ürününe kapılarını açmışlar.
Eskiden kadınlar, edepsiz buldukları bu dansa rağbet etmedikleri için erkekler sokak köşelerinde erkek erkeğe dans ederlermiş.
Tango Sözleriyle Neyi Anlatıyor?
İlk tangoların çoğunda söz yoktu, olanlardaysa sözler doğaçlama ve açık saçıktı. Kimi tango sözlerinde kırsal yaşam ağır basıyordu çünkü. Besteciler halkın hoşlanacağı konular arıyordu ve o zamanlar kötü yaşam koşulları ve varoşlar şiirsel addedilmiyordu.
Sonraki tangolar kimi Fransız natüralist romanlarında ya da Horgat’ın gravürlerinde olduğu gibi yaşamın birbiri ardına gelen talihsizliklerini anlatmaya başladılar. İlk zamanlardan itibaren kaçak aşıklar ve duygusallıklar üzerine de yazıldı. Yakınmacı ve suçlayıcı tangolar, nefret tangoları, alay ya da hınç yüklü tangolar yazıldı ama çoğu yazıya dökülmedi ve hafızalardan silinip gitti.
Bugün ise tango, erkek ve kadının ilişkisindeki ihtiraslı ve fırtınalı gelgitlerin müziksel ve estetik olarak en çarpıcı ifadesi olarak aklımıza geliyor.