ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Sevdiğiniz TV Dizilerini Gönlünüzce İzleyin!
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Edip Akbayram
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
HORMONLAR: HAYATIN KİMYASI

Lisede biyoloji dersini boş geçen arkadaşları biraz aydınlatayım diye yazıyorum bu yazıyı.

Doktor ve biyolog arkadaşlar da ukalalığımı mazur görsünler lütfen...
"Hayatın gerçeklerine dair bir şeyler öğretelim millete" diye uğraşıp duruyoruz işte.

Peki bu iş için bana para ödüyorlar mı?
Ne gezer! Bizimkisi vatan-millet aşkı sadece...


Hormon dediğimiz şey insan vücudundaki bir takım salgı bezlerince üretilen bio-kimyasal maddeler olup; vücuttaki bazı kimyasal reaksiyonları hızlandırır, çabuklaştırır veya yavaşlatıp durdururlar.

Bazı hormonların gereğinden fazla veya az salgılanması, insan vücudunda fizyolojik veya psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

Hormon salgıları düzenli bir insan, ona buna kafasını yormaz. Buna zahmet etmez, gerek duymaz. Herkes gibi düşünmek, herkes gibi konuşmak ve herkes gibi yaşamak ona yeter de artar bile.

Paradoksal bir şekilde bu tiplerin büyük bir çoğunluğu, fikirleri sorulduğunda "kendilerinin diğer insan sürüsünden bariz şekilde ayrıldığını ve kimselere benzemediğini" iddia etmektedir.

Bu kişilere sosyal bilimler literatüründe 'konformist', gazete haberlerinde 'sokaktaki adam' ve günlük konuşmalarda 'vatandaş' diyoruz.

Oysa siz gecenin bir vakti uyanırsınız ve aklınıza takılır:
"Sahiden yapmak istediğim şeyler bunlar mıydı? Hayatım nereye kayıp gidiyor böyle?"

Bakın bu sorular tehlikeli sorulardır. Sağduyu sahibi adam o sırada öteki tarafına dönüp uykusuna kaldığı yerden devam edendir.
(Buradan ne çıkarıyoruz? Hormon salggıları düzenli olan kişiler aynı zamanda sağduyu sahibi olurlar)

Özellikle serotonin, endorfin, melatonin ve adrenalin hormonlari, psikolojik yapımızı derinden etkiler. Etkilemek ne kelime? BELİRLER demem lazım.

Kendimizi stresli, bezgin veya tam tersi mutlu ve neşeli hissetmemiz, vücudumuzdaki endorfin seviyesiyle ilgilidir.

Östrojen, androjen, testosteron gibi hormonların düzeyi de kişinin cinsel hayatını etkiler. Ve ayni zamanda kişinin cinsel hayatına bağlı olarak bu hormonların seviyesi düşer veya artar.

Kişinin tatmin edici bir cinsel hayatı olması da, endorfin (ve kadınlarda ayrıca 'östrojen') salgılanmasına yol açar.

Yani nedir?
Cinsel hayatı sönük geçen kişiler, vücutta sıklıkla ortaya çıkan ağrılarla ve kronik depresyonla başetmek zorundadır.
(Endorfin ve serotonin eksikliğinden ötürü)

Dahası da var:
Cinsel hayatı sönük veya eksik geçen kadınlarda östrojen seviyesi düşeceği için, östropoz ve menapoza yakalanma riskleri daha yüksek ve yakalanma yaşları daha erken olur.

Bunun geyikçeye tercümesi şöyle oluyor:
Beyaz atlı prens veya 'anlamlı bir ilişki' beklentisi içinde kendi cinsel yaşamlarını ihmal eden hanımlarımızı, daha erken yaşlarda ortaya çıkacak menapoz ve östropoz riski beklemekte.

Bu süreçte kronik hale gelecek çeşitli ağrılar ve 'derin ve sürekli depresyon' tehlikesinden hiç bahsetmiyorum.

Erkeklerde testosteron seviyesinin yükselmesi sonucunda oluşabilecek psikosomatik bozukluklar ve libidal enerji kavramının bununla ilgisini açıklayan birşeyler daha yazacaktım ama bu yazı fazla patalojik bir görünüm kazanmaya başladı.

En iyisi teknik detayları uzmanlara bırakalım.

Mesela macera tutkusu da adrenalin bağımlılığından gelir.

Macera 'daha ötelere gidebilmek' demektir. Macerayı arada bir yapılan zıpçıktılık olarak değil de yaşam biçimi olarak ele almışsanız, daha ötelere gidebilmek tutkusu içinize işlemişse, sizin hayatınızı yönlendiren şey adrenalindir.

Durum böyleyse işiniz zor demektir. Çünkü adrenalin bağımlılığının insanın başını sık sık belaya sokma gibi bir yan etkisi olduğu klinik deneylerle kanıtlanmıştır.

"Adrenalin de nedir yahu?" diye soracak olan arkadaşlar yukarıdaki bölümü atlasınlar lütfen.
(Takımınızın en son transfer ettiği Brezilyalı adamın adını biliyorsunuz ama?)

Bu kadarına cesareti yetmeyenler, Discovery Channel veya National Geographic'le idare ederler. Onu da yapamayan adamları, ellerinde at yarışı bültenleri veya iddaa kuponlarıyla görürsünüz etrafta.

Hayata biraz da heyecan katmak meselesi işte...

Siz lütfen kendinize iyi bakın, hormon dengenizi sağlam tutun!
Alıcılarınızın ayarlarıyla oynamayın sakın!

  SİNEMA
Turkish Star Trek
Mahremiyet
Son Osmanlı
  MÜZİK
Shape of My Heart
Bella Ciao
All Hung Up
  YAŞAM
Milleti Tahrik Etmeyin
Herşey Dahil Rezalet
Kendi Namına Konuş
  EDEBİYAT
Belle: Notre Dame ve
Stephen King
Attila İlhan Okumak
  CİNSELLİK
Eşcinsel Vatandaşlara
Pornografi Üzerine
Koca Arayan Kadınlara
  VİDEO

Ayten Alpman:

Emel Sayın: Böyle Kutlanırmış Hep Ayrılıklar (1987)

Milva: Da Troppo Tempo

Zeki Müren

Semiramis Pekkan

Başrolde Emel Sayın

Hoş Sada