ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Tencerenin Düdüğü
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Arif Susam

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Ümit Besen

Samime Sanay

Al Bano-Romina Power
Derman GAMSIZ Logo
Derman GAMSIZ
MUHALEFET VE ELEŞTİRİ İYİ RATING YAPAR

Günümüz medyasında seks ve şiddet iyi rating yapıyor. Ama, muhalefet ve eleştiri de hep iyi rating yapagelmiştir. (Bir zamanlar "yapıcı eleştiri" diye bir kavram vardı. Bunu hala kullanan kaldı mı acaba?)

Şimdilerde eleştiri deyince hem nalına hem mıhına vurmak daha makbule geçiyor. Kimin, neyi niçin eleştirdiğine kimse bakmıyor nasıl olsa.

Televizyondaki tartışma programlarına bakıyorum da, herkes sesini diğerinden daha yüksek çıkarıp daha uzun konuşma derdinde. Cümlelerin içeriği ise çoğu aman bomboş ve kimse bunu umursamıyor.

İyi bir yönetimin (veya yöneticinin)temel fonksiyonu, yönettiği ekibi ya da kitleyi, içindeki çelişkilere ve çekişmelere RAĞMEN bir arada tutmak ve ortak hedefe kanalize etmektir.

Aradaki farklılıkları ortadan kaldırmak değil.

(Tabii aslında böyle bir şey mümkün olabilseydi, bütün yöneticiler, yönettikleri insanlar arasındaki farkları yokederek onları tek tip haline getirmeye çalışırlardı.)

Hatta usta yöneticinin marifeti, aradaki çelişki ve çatışmaların yarattığı enerjiyi kendi amaçları için kullanabilmektir. Bunun daha ustacası ise, kendi amaçlarımıza kanalize ettiğimiz insanları, aslında kendi amaçlarına hizmet ettiklerine inandırmaktır.
(Bu dediklerimin teorisi ve pratik uygulamaları yıllardır Yale'de, Harvard'da vb okutulmaktadır)

Yıllardır televizyonda, basında, şurada burada duymuşsunuzdur:
"Halkın iyiliği... halkın çıkarı... halkın isteği..."

Yoktur böyle bir şey! Efsanedir. Varmış gibi yapılır.
Laf aramızda pek çok kişi de bu kavramların var olduğuna gerçekten inanır.

Halkın iyiliği dedikleri şeyin literatürdeki karşılığı ise "asgari müşterek" veya "pareto optimum" gibi kavramlardır aslında.

Halk dediğimiz kitlenin tek ortak paydası bir arada (karşılıklı etkileşim içinde) yaşamakta oluşlarıdır. Bunun ötesinde 'ortak talepleri' ve 'ortak çıkarları' yoktur.

Ama arada sırada "muhalefet etmekte, şikayet etmekte, hoşnutsuzluk ifade etmekte veya eleştirmekte" bir araya gelirler.

İŞTE BU YÜZDEN muhalefetin ve şikayetin rating'i hep yüksek olur. Şikayet edecek ve sızlanacak insanlar heryerde her zaman vardır.

Herkes her zaman bir şeylerden şikayet eder ve edecektir. Bunu bir veri olarak alalım.

Orta okulda, lisede yaptığımız münazaraları bir düşünün.
(Hala okullarda münazara yapılıyor mu acaba? Bak şimdi kafama takıldı.)
O zamanlar bir efsane de şöyleydi: Japonya'da bir münazarada iki ekip tartışmış, süt beyaz mıdır, siyah mıdır diye. Sütün siyah olduğunu savunan taraf o kadar etkiliymiş ki, tartışmayı kazanmış.

Yani mantığa bir bakar mısınız? Ne söylediğinizin, neyi savunduğunuzun önemi yok. Sunuşunuz başarılı olsun yeter. İşte bize hep bu mantığı öğretmediler mi? Sanki Hitler'in propaganda bakanı Göbbels bundan farklı mı düşünüyordu?

Peki bu bilginin bize ne yararı var?
Mesela bundan sonra televizyonda seyredeceğiniz ilk tartışma programını bir de bu bakış açısından değerlendirin. Göreceksiniz ki, o programlarda konuşan hiç kimse, aslında karşısındakinin görüşüyle ilgilenmiyor. Ondan bir şeyler öğrenmeyi, yeni bir bakış açısı geliştirmeyi düşünmüyor. Sadece sesini herkesten yüksek tutarak 'haklı olduğunu' ispat etmeye çalışıyor.

Tartışma programının (aynı zamanda anchorman'lik de yapan) sunucusu ise bunu 'rating'e çevirme derdinde. 'Halkın arzusu' ve 'halkın çıkarı' dedikleri de bir metafordan ibaret yalnızca.

Eh, bunu görebilmeyi başarmışsanız epey karlısınız demektir. Bu bilgiyi Tony Buzan veya Chomsky'nin kitaplarından almak için para ödemeniz gerekecekti.

MERAKLISI İÇİN İKİ KÜÇÜK NOT:

1- Noam Chomsky (doğumu 1928), ünlü dilbilimci Profesör, şöyle diyor:
"Bir çok yetişkin, alışılagelmiş eğitim düzenleriyle medya yayınları tarafından koşullandırıldığı için; bir takım apaçık ve belirgin gerçeği algılayamamakta."
(Şu günlerde özellikle Amerikan kamuoyunun terör ve sorumluları hakkındaki görüşlerini şöyle bir düşünün. Sonra da, Türk kamuoyunun neden ve hangi varsayımlar etrafında oluştuğunu anlamaya çalışın,derim)

2- Tony Buzan (doğumu Londra, 1942), ülkemizde de konferanslar verdi. Aklını En iyi Şekilde Kullan (Make the Most of Your Mind) adlı kitabının 9. bölümünü 'Mantık ve İrdeleme' başlığı altında, tamamen yukarıda bahsettiğim konulara ayırmış.


DERMAN GAMSIZ - ÖTEKİ YAZILARI

  * Danışmanlık Şirketleri - SAYI 1 : 8 Nisan 2002
  * Hizmet Sektörü ve Leasing - SAYI 2 : 22 Nisan 2002
  * Postmodernizm Nedir? - SAYI 3 : 6 Mayıs 2002
  * Hayatı Kitaplardan Öğrenmek - SAYI 4 : 20 Mayıs 2002
  * İnsan Neden Evlenir? - SAYI 6 : 17 Haziran 2002
  SİNEMA
İntikam Almanın
Emmanuelle
Türk Sinemasının Bittiği
  CİNSELLİK
Anlayan Anlar
Anlamayana
Sevginizi Anlatın Ona
Zibidi Kimdir?
  YAŞAM
Hal ve Gidişat
Kim Daha Salak?
Yürrü Anca Gidersin
  MÜZIK
U2 - I Still Haven't
Found What I'm
Supertramp
Eye of the Tiger
  EDEBIYAT
İslamcı Medya =
Doğru Cevabın
Muhabbet Nasıl Yapılır?

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Ajda Pekkan

Neşe Karaböcek

Başrolde Emel Sayın

Charles Aznavour'dan

Zeki Müren

The Best of MFÖ