|
Derman GAMSIZ
Günümüz medyasında seks ve şiddet iyi rating yapıyor. Ama, muhalefet ve eleştiri de hep iyi rating yapagelmiştir. (Bir zamanlar "yapıcı eleştiri" diye bir kavram vardı. Bunu hala kullanan kaldı mı acaba?)
Şimdilerde eleştiri deyince hem nalına hem mıhına vurmak daha makbule geçiyor. Kimin, neyi niçin eleştirdiğine kimse bakmıyor nasıl olsa.
Televizyondaki tartışma programlarına bakıyorum da, herkes sesini diğerinden daha yüksek çıkarıp daha uzun konuşma derdinde. Cümlelerin içeriği ise çoğu aman bomboş ve kimse bunu umursamıyor.
Aradaki farklılıkları ortadan kaldırmak değil.
(Tabii aslında böyle bir şey mümkün olabilseydi, bütün yöneticiler, yönettikleri insanlar arasındaki farkları yokederek onları tek tip haline getirmeye çalışırlardı.)
Hatta usta yöneticinin marifeti, aradaki çelişki ve çatışmaların yarattığı enerjiyi kendi amaçları için kullanabilmektir. Bunun daha ustacası ise, kendi amaçlarımıza kanalize ettiğimiz insanları, aslında kendi amaçlarına hizmet ettiklerine inandırmaktır.
Yıllardır televizyonda, basında, şurada burada duymuşsunuzdur:
Yoktur böyle bir şey! Efsanedir. Varmış gibi yapılır.
Halkın iyiliği dedikleri şeyin literatürdeki karşılığı ise "asgari müşterek" veya "pareto optimum" gibi kavramlardır aslında.
Halk dediğimiz kitlenin tek ortak paydası bir arada (karşılıklı etkileşim içinde) yaşamakta oluşlarıdır. Bunun ötesinde 'ortak talepleri' ve 'ortak çıkarları' yoktur.
Ama arada sırada "muhalefet etmekte, şikayet etmekte, hoşnutsuzluk ifade etmekte veya eleştirmekte" bir araya gelirler.
İŞTE BU YÜZDEN muhalefetin ve şikayetin rating'i hep yüksek olur. Şikayet edecek ve sızlanacak insanlar heryerde her zaman vardır.
Herkes her zaman bir şeylerden şikayet eder ve edecektir. Bunu bir veri olarak alalım.
Orta okulda, lisede yaptığımız münazaraları bir düşünün.
Yani mantığa bir bakar mısınız? Ne söylediğinizin, neyi savunduğunuzun önemi yok. Sunuşunuz başarılı olsun yeter. İşte bize hep bu mantığı öğretmediler mi? Sanki Hitler'in propaganda bakanı Göbbels bundan farklı mı düşünüyordu?
Peki bu bilginin bize ne yararı var?
Eh, bunu görebilmeyi başarmışsanız epey karlısınız demektir. Bu bilgiyi Tony Buzan veya Chomsky'nin kitaplarından almak için para ödemeniz gerekecekti. MERAKLISI İÇİN İKİ KÜÇÜK NOT: 1- Noam Chomsky (doğumu 1928), ünlü dilbilimci Profesör, şöyle diyor:
2- Tony Buzan (doğumu Londra, 1942), ülkemizde de konferanslar verdi. Aklını En iyi Şekilde Kullan (Make the Most of Your Mind) adlı kitabının 9. bölümünü 'Mantık ve İrdeleme' başlığı altında, tamamen yukarıda bahsettiğim konulara ayırmış. * Danışmanlık Şirketleri - SAYI 1 : 8 Nisan 2002 * Hizmet Sektörü ve Leasing - SAYI 2 : 22 Nisan 2002 * Postmodernizm Nedir? - SAYI 3 : 6 Mayıs 2002 * Hayatı Kitaplardan Öğrenmek - SAYI 4 : 20 Mayıs 2002 * İnsan Neden Evlenir? - SAYI 6 : 17 Haziran 2002 |