|
DÜNYA KUPASINA SOSYOLOJİK BAKIŞ Dünya Kupası maçları başlayalıberi futbolla yatar kalkar olduk. Futbol maçlarına verdiğimiz tepki ve yorumlar sosyolojik yapımız hakkında ipucu veriyor mu? Sosyolog Abidin Tüter'le röportajımızın konusu bu oldu. Gazoz Ağacı: Abidin bey, zaten herkes futboldan bahsederken, bu söyleşimizin farkı ne olacak? Abidin Tüter: Herkes futboldan bahsederken, ben futboldan bahsedenlerin ifade şekilleriyle ilgileniyorum, futbolun kendisi başka konu. G.A. - Yani klasik futbol yorumu yapmayacaksınız? A.T. - Bunu zaten herkes yapıyor. Siz beni Erman Toroğlu veya Şansal Büyüka ile mi karıştırdınız yoksa? G.A. - Biraz Hıncal Uluç'luk da yapmakta sakınca yoktur belki? Evde maç seyrederken erkekler ve hanımlar arasında çıkan tartışmalar, aile içi meseleleri mi konuşacağız? A.T. - Aslında bu dediğiniz de ayrı bir inceleme konusu olur ama benim odaklandığım nokta bu değil. Hem saat farkı nedeniyle maçların oynanma saatleri ailenin toplanma saatlerine denk gelmiyor. Beyler maçları işyerinde veya kahvelerde seyrediyorlar. G.A. - Dikkatimizi çekeceğiniz başka noktalar var yani. A.T. - Bakın mesela Senegal Fransa'yı yendi diye bu millet neredeyse zil takıp oynayacaktı. Niye dersiniz? G.A. - Niye? A.T. - Geri kalmış bir ülke, gelişmiş bir ülke karşısında başarı kazandı diye kendimize pay çıkarıyoruz da ondan. G.A. - Biraz da Fransızlara gıcığımız mı var? A.T. - Olabilir. Yani Senegal milli takımı oyuncuları zaten Fransız liglerinde oynuyor. Anadilleri Fransızca.. Fransa milli takımında da çok Afrika kökenli oyuncu var. G.A. - Bundan ne anlayacağız peki? A.T. - Meseleye yüzeysel açıdan ve işimize geldiği gibi baktığımızı.. G.A. - Nasıl yani? A.T. - Hepsi aslında Fransa'da yaşayan Afrikalıların bir kısmı henüz Fransız vatandaşı olamadığı için Senegal milli takımında oynuyor, Fransız vatandaşı olabilmiş olanlar Fransa forması giyiyor. Bu iki grup arasında oynanan bir futbol maçının sonucu bizi bu kadar ilgilendiriyor. Garip yani.. Takımlara atfettiğimiz bir takım hayali değerler ve bu değerlerin bizde çağrıştırdığı anlamlar yüzünden kendimizi sevinç içinde sokaklara atabiliyoruz. Geçen dünya kupasında da Kamerun elendi diye Türkiye'de ağlayanlar gördüm ben. G.A. - Spora da önyargılarımızla mı yaklaşıyoruz yani? A.T. - Hayatın her yönüne önyargılarımız ve komplekslerimizle yaklaşıyoruz. Futbol maçları sadece bunun iyice suyüzüne çıkmasını sağlayan bir endikatör. G.A. - Afrika futboluyla Güney Amerika futbolunun Türk sporseverlerde yarattığı imajlar açısından bakacak olursak? A.T. - Bakın çok ilginç bir noktaya değindiniz! Bu millet, 1986 ve 1998 Dünya Kupalarında Brezilya Fransa'ya yenildi diye neredeyse kahrolmuştu. Ama futbolu "Show" olarak alan, sambayla birleştiren ve sportmenlik anlayışları bizden çok farklı olan Brezilya, Türkiye karşısında "artistlik" yaptı diye birden "BRE REZİLYA" oldu.. Oysa adamlar zaten bu! Fransa'ya karşı oynarken de, bize karşı oynarken de.. Ama bizim algılamamız her durumda aynı olmuyor. G.A. - Çok ilginç bir saptama. Çifte standartlıyız yani? A.T. - Dahasını söyleyeyim. Şimdi Fransa'yı yendiği için alkışladığımız Senegal var ya.. Hasbelkader Türkiye ile oynayıp yense, "Afrika maymunları.." der çıkarız. G.A. - Biraz abartmadınız mı? A.T. - Lafa gelince ırkçı olmadığımızı söyleriz de.. Bir spor spikerinin ağzından kaçıveren "Elin Arabı..elin zencisi gol atıyor da, biz bunu beceremiyoruz, sayın seyirciler.. " cümlesi - ki bunu 2000 Avrupa şampiyonasında bir spikerimiz aynen söyledi- kollektif bilinçaltımızı iyot gibi çıkarır bazen. Boşa konuşmuyorum yani.. G.A. - Sayın Abidin Tüter, çok teşekkür ederim. İlginç bir sohbet oldu. A.T. - Ben de teşekkür ederim. Bir sonraki maç 14:30'daydı değil mi? Kaçırmadan eve koşayım hemen.. |