ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Yavşak Kime Denir?
Lafı Ters Anlayanlara
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Beş Yıl Önce

Best of STYX

ŞAN KONSERİ

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BENİM BORCUM YOKTUR

Her ne kadar sokaktaki PEK ÇOK sıradan adamın hafızası kıt, yanılgıları derin, kültürü zayıf ve bilgisi sığ olsa da
(ki Türk medyası BÜTÜN Türklerin öyle olduğunu varsayarak iş yapar) kurala istisna olan insanlarımız da vardır ve (çok şükür) sayıları da az değildir.

Türkiye'nin kapitalistleşme sürecini ve sermaye birikiminin tarihini yirmi yıldır okur, incelerim. Bu konuda yazılmış binlerce eser, tez; ileri sürülmüş sayısız görüş vardır. Bu görüşlerin kimisi birbiriyle çelişir ama genel anlamda kimsenin itiraz edemeyeceği bazı hususlar da saptanmıştır.

Biz Türk halkı, 'Protestan kültürü'nden gelmiyoruz.
Türkiye'deki yaygın kanının aksine; kapitalizm, para ve dünyevi refahın sağlanması için gözetilecek ilkeler konusunda Protestan kültürün kendine göre bir ahlakı ve ilkeleri vardır. Ama bunlar bize yabancıdır. Maalesef ki bunları incelemeye ve öğrenmeye de pek istekli değiliz.
(Adaaam sen de.. Halkımız neyi incelemeye ve öğrenmeye istekli ki? )

Türkiye'de 1980 sonrası yaratılan sosyo-ekonomik yapıya öyle bir hızla itildik ve kendi alıştığımız sosyo-ekonomik ilkelerimizden öyle bir hızla koparıldık ki, içine girdiğimiz düzeni 'liberalizm' sandığımız yetmiyormuş gibi, liberalizmin de kendi ahlakı ve ilkeleri olabileceğini düşünemedik.
(Sadece bu konuda bile yüzlerce kitap yazıldı zaten. Meseleyi dağıtmayalım şimdi)

İster beğenin ister beğenmeyin- Müslümanlıkla yoğrulmuş bir kültürden geliyoruz.

"Komşusu açken, tok yatan bizden değildir" ilkesini şiar edinmiş olarak 'kanaat etmeyi ve paylaşmayı' ilke edinmişizdir.

O nedenle biz Türkler
"Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz.." diye bir atasözüne bile sahibiz.

Yukarıda bahsettiğim erdemlerimizi de hızla kaybediyoruz aslında. Kapitalistleşme yolunda eski ahlakımızı terkedişimiz hızla devam ediyor ama yerine koyacak yeni ilke ve kurallar bulamadık henüz. Bulabileceğimizden de şüpheliyim, çünkü aramıyoruz. Olması gerektiğini bile düşünmüyoruz...

Sezar'ın hakkı Sezar'a... Değil mi ki burjuvazi kendi işine geldiğinde Protestan ahlakından vaz'eder, medyası da ona çanak tutar (Zenginliğin utanılacak bir şey olmadığını halkın öğrenme zamanı geldi. Bu çağda sermaye düşmanlığı yapmayalım.. vs..vs..) o zaman ben de onlara anladıkları dilde sesleneyim:

Elde ettiklerinizi benimle paylaşmadığınız için sizi kınamıyorum. Ama sakın ola size minnettar kalmamı beklemeyin!

Sizin yaptırdığınız okullarda okumadım, sizden burs veya destek almadım. Bana hiç bir faydanız olmadı.
Bana beş kuruşluk hakkınız geçmedi.
(Gerçi hayat yolunda aranızdan bazıları benim hakkım olana engel oldular, beni haksız yere mağdur ettikleri de çok oldu. Ama bunu mesele edecek değilim artık)

Size hiç borcum olmadı!
Bana sattığınız her mal ve hizmetin bedelini de ödedim.

Ben çaresiz kaldığımda umurunuzda değildi. Ben ölsem üzülmeyeceksiniz.

Borcum ve avanta beklentim olmadığı içindir ki, kimseye yağcılık ve yalakalık yapmama gerek yoktur.

Borsada hisse senedim de olmadığı içindir ki, aman IMKB endeksi düşmesin diye kaygıya kapılıp Türkiye'nin aleyhine olacağı besbelli şeylerin propagandasına girişmem!

Yasalara saygılı, dürüst bir vatandaş olarak doğruları söylerim yalnızca.

İşte o yüzden diyorum ki:
Burjuvaziye 'var olduğu' için teşekkür etme mecburiyetim yoktur! Şimdi yıkılın karşımdan...

  EDEBİYAT
Kılavuzu Karga Olanın
Kadın Dergileri
Mizah Dergilerinde
  CİNSELLİK
Postmodern Bir Aşk
La Donna e Mobile
Anlayan Anlar
Anlamayana
  MÜZİK
Hotel California
Bon Jovi: You Give
Nothing Compares
  SİNEMA
Turkish Star Trek
Mahremiyet
Son Osmanlı
  YAŞAM
Marka Olmak Lazım
2012 Kıyamet Yılı mı?
Devir Sapıkların Devri
  VİDEO

Joe Dassin: Salut (1975)

Jacques Brel

Deep Purple:

Nil Burak - Tatlı Tatlı