ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Dondurma Yemek
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Ajda Pekkan Nostaljisi

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
MEMLEKETİ EDİ İLE BÜDÜ YÖNETSE
NASIL OLURDU?

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Freni patlamış bir kamyon misali memleket yokuş aşağı gidedursun, bir takım gafiller "Oh oh, herşey çok güzel oluyor, herşey şahane" diye zil takıp oynuyor.

O gafillere bakınca, insanın akılsız ve vicdansız olmasının da iyi bir yanı olduğunu düşünüyorum. Dünya yansa farkında değiller, rahatsız olmuyorlar bundan.

Mesela diyorum, Edi ile Büdü'nün idare ettiği bir memleket düşünün. Diyelim ki Edi cumhurbaşkanı, Büdü ise başbakan olmuş.

İnanın memleketin halleri şimdikinden daha kötü olmazdı. Hatta Edi ile Büdü ikilisinin hiç olmazsa mizah duygusu olduğu için belki biraz daha eğlenceli olurdu.

İş entelektüel birikim, olayları kavrama yeteneği ve insan kaynaklarının doğru kullanılması gibi ciddi konulara geldiğinde bile şimdiki yöneticilerimizin Edi ile Büdü'den daha fazla bir derinliğe sahip olduğunu söylemek çok zor.

Entellektüel birikim ve kültür yoksunu olmaları bir yana, bizi idare eden kadroların sanat ve estetik konusunda ne kadar sığ olduğunu görmek için; bugünkü iktidara yalakalık yapmaya soyunan -ve bu sefil çaba içinde kendilerini büsbütün rezil etmekten başka bir marifet gösteremeyen- sanatçı(?) müsvettelerini bir düşünün:

Seda Sayan'ın zavallı hallerini zaten yazmıştım.
Bkz. Hangi Halkmış Bu Halk

Fazıl Say'a laf yetiştirmek uğraşırken ne kadar içi boş bir kişi olduğunu cümle aleme gösteren Osman Yağmurdereli ise bunun üstüne tuz-biber ekti. Oray Eğin'in Osman abim evde mi? başlıklı yazısı

Ne demiş Cervantes?
"Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim."
Bizi idare edenlerin arkadaşları böyleyse, varın gerçek hallerini siz düşünün.

Fazıl Say gibi uluslararası bir perspektife ve evrensel geçerlikte normlara sahip sanatçılarımıza kulak verip onları kazanmak yerine; kendi çapsızlıklarını sergileyen idarecilerimiz ve bu çapsız yöneticileri destekleme gayreti içine girip menfaat peşinde koşan içler acısı durumda sanatçılarımız(?) var.

Bu konuda memleketin içine düştüğü durumu Kültürel Çölleşme: İşte Modern Türkiye başlıklı yazımda ayrıca anlatmıştım.

Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, maalesef sanat ve estetik gibi değerlerin yanından-yakınından geçebilecek birikime sahip değiller. Orası çok belli!

Fakat iş bu kadarla da bitmiyor: Memleketin mali kaynaklarını da, insan kaynaklarını da o kadar akılsızca kullanıyorlar ki böylesi bir iklimde beyinsel yaratıcılığın yaşamasına imkan yok.

Ellerine fırsat geçtiğinde, dünyaca ünlü megastarımız Tarkan'ı bile yozlaştırıp sıradanlaştırabiliyorlar mesela.
Hıncal Uluç'un Mega Fiyasko Gecesi başlıklı yazısı bu konuyu gayet açık şekilde ortaya koymuş.

Bu vesileyle ayrıca öğreniyoruz ki, yeteri kadar para verilirse Tarkan da ününü ve kariyerini satabilirmiş demek ki. Tıpkı Oscar Wilde'ın dediği gibi
"Sizin ne olduğunuzu anladık efendim, iş sadece pazarlığa kaldı.."

Tarkan'ın bir sonraki durağı Seda Sayan veya Osman Yağmurdereli gibi kendisini komik durumlara düşürmek olabilir mi?

Televizyondaki kılığına bakanlar onun ucuz bir kabadayı veya AKP gençlik kolları başkanı gibi göründüğünü söylemiş, baksanıza...

Gözleri gören, vicdanı hür ve aklıbaşında insanlar zaten farkında: Türkiye'de hemen her gün bu söylediklerimizi teyit edecek facialar yaşanıyor.

İşte buyurun bir gazete haberi: Konuyla ilgili haber için TIK'layınız.

Şaka gibi, değil mi? Bütün bunlar olurken, bir değil birkaç yabancı dil bilen yetenekli ve donanımlı insanlarımız işsiz dolaşıyor oysa... Neden? Çünkü onların partiden veya herhangi bir dini cemaatten, tarikattan torpilleri yok.

Geçtiğimiz dönemde Milli Eğitim bakanı Çin halk cumhuriyetine yaptığı geziden sonra okullarımızda Çince dersi de verileceğini söylemişti.
Çince Öğrenmek Şart başlıklı yazımda bu gülünç ve saçma proje hakkında görüşlerimi belirtmiştim.

Oysa şimdi daha iyi anlıyorum: Bu devrin Türkiye'sinde donanım ve birikim gibi şeylere gerek yok. Partiden veya cemaatten, tarikattan torpiliniz varsa İngilizce bilmeden İngilizce öğretmeni olabilirsiniz. Çince bilmeden Çince öğretmeni de olursunuz, yeter ki tarikatınızın şeyhi sizin için bir yerlere telefon etsin, ricacı olsun.

Bir ülkenin insan kaynakları daha kötü nasıl yönetilebilirdi?

  • Seda sayan sanatçı(?) veya Osman Yağmurdereli 'milletvekili' olabiliyorsa,
  • Türkiye'yi bugün yöneten kadroların elinde Tarkan bile para için partinin gençlik kolları başkanı kılığına girebiliyorsa,
O zaman ben de buradan sormaz mıyım:

Edi başbakan, Büdü cumhurbaşkanı... ve hatta bütün Susam Sokağı ahalisi milletvekili olsa... hiç olmazsa bu milletin yüzü gülmez miydi?

Kurabiye Canavarı'nın entellektüel seviyesi bizim idarecilerimizden daha mı düşüktür sizce?

Minik Kuş'un kendi çocuklarına avanta sağlayabileceğine veya meclis kürsüsünden muhalefete küfür edebileceğini aklınıza getirir misiniz?

Söyleyin rica ederim:

Susam Sokağı sakinleri yönetse, bu memleket şimdikinden daha kötü olabilir miydi?

  SİNEMA
Star Wars
Grease
Sinemaya Gitmek
  EDEBİYAT
Kahraman Ne Yapsın?
Gizemli Uzak Doğu'nun
Mekan Adabı
  CİNSELLİK
Vatandaşın
Eski Aşk Yenisine Engel
Postmodern Bir Aşk
  YAŞAM
Peynirli Patlıcan Kayığı
Ne İş Olsa Yapar mısın?
Reklamlar ve
  VİDEO
Elton John (1997)
Füsun Önal
Alpay
  MÜZİK
All Hung Up
How Deep is Your Love
Michel Fugain

Edip Akbayram

Best Memories

A Glimpse of

Çeşitli Albümlerden

The Beach Boys

BoneyM

Sezen Aksu - SERÇE

Her Dem Yeni Türkü