1980'li yılların sonlarında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencileri AD 254 kodlu bir ders alırlardı ki bu derste bir sömestir boyunca öğretilen şey Lotus 123 programının kullanımından ibaretti.
"Lotus programı da nedir yahu?" diyecek olan genç kardeşlerime şöyle izah edeyim: Bugün kullandığınız Microsoft Excel programının çok daha basitini düşünün. Sonra da bu programı, bugünkünden çok daha ilkel makinalarda çalıştırdığınızı hayal edin. Lotus programı öyle bir şeydi işte.
Bugün artık kimsenin adını bile hatırlamadığı bir bilgisayar programının kullanımını, Türkiye'nin en ileri üniversitesinde 'ders' diye okutuyorlardı ve o dersi alabilmiş olmak büyük prestijdi.
Aynı mantıkla gidersek "1960'lı yılların sonuna doğru üniversitelerde FACIT marka hesap makinelerinin kullanımını da ders diye okutuyorlar mıydı acaba?" diye sormak gerekir ama bu sefer de FACIT hesap makinalarını, yaşı 40'tan aşağı olanlara nasıl izah edeceğiz? Onu bilmiyorum işte..
Aradan yıllar geçti, ama INTERNET'e ilk defa nasıl girdiğimi, ilk websayfamı ve HTML kodlamamı nasıl yaptığımı hala heyecanla hatırlıyorum. Bu yeni deneyim, üniversitede bize öğretilmiş olan şeylerden çok daha başka ve çok daha moderndi.
Türkiye INTERNET ortamına gireli henüz on yedi yıl oldu. Bunun yaygınlaşması ve kitleselleşmesi ise son yedi - sekiz yılın işi. Teknolojinin başdöndürücü hızını ve hemen her gün piyasaya yeni yazılım ve konseptlerin çıktığını siz de farkediyorsunuzdur mutlaka.
"Haberleşme ve bilgi paylaşımının bu derece hız ve kolaylık kazandığı bir ortamda, toplumun ekonomik ilişkileri nasıl bir dönüşüme uğramaktadır ve bunun olası sosyolojik ve politik etkileri neler olabilir?" sorusu kafama takıldı.
"Kafaya takacak ne var? Etrafına bak, görürsün işte.." demeyin. Anadolu kentlerinde bile evli çiftlerin, Internette 'chat' yaparken tanıştıkları diğer kadınlar/erkekler için evlerini terketmeleri artık vakay-ı adiye haline geldi, doğrudur.
Ancak benim esas merak ettiğim konu; 'altyapı, üstyapıyı belirler' ilkesi uyarınca, oluşagelmekte olan altyapının dünyayı ve Türkiye'yi ne yöne doğru ve ne hızda dönüştüreceği...
Bugün Türkçe literatürü takip edip Türk uzmanların yazdıklarını okuduğunuzda, daha ziyade teknik detaylardan bahsettiklerini göreceksiniz.
Konuyla ilgili sosyolojik, ekonomik ve politik çıkarımda bulunacak kadar birikimli kimselerin bilgisayar sistemleri hakkındaki bilgileri yeterli değil...
Bilgisayar ve INTERNET dünyasındaki yenilikleri takip edecek zihinsel kıvraklığa sahip arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu ise henüz yirmili yaşlarındalar ve onların da toplumsal bilimler konusunda birikimleri yok.
Durum böyle olunca INTERNET Sosyolojisi kavramını henüz Türkiye'de kurabilmiş değiliz.
(Bu cümlenin öznesini de niye 1.çoğul şahıs olarak seçtim bilmem ki... Sanki benim üzerime vazife mi?)
Global trendlerin yönünü en iyi şekilde kendilerinin tayin edebileceğini iddia eden danışmanlık şirketleri ve iletişim uzmanlarını(!) geçin bir kalemde.. Şemsiyenin ne olduğunu bile bilmeyen ahmakların yağmurlu bir günde size kılavuzluk etmelerini nasıl bekleyebilirsiniz ki?
"İnsanın başına ne gelirse ya meraktan, ya meraktan gelir" derler ya, benimki de o hesap oldu şimdi. Başıma bir şey gelmeden voltamı alayım.