ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Sevdiğiniz TV Dizilerini Gönlünüzce İzleyin!
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

The Beach Boys

BoneyM

Sezen Aksu - SERÇE

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX

Charles Aznavour'dan
Özgür Orun Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
TELEVİZYON DİZİLERİ VE YERLİ MALLARI

Ne halde olduğuma, daha açık bir ifadeyle psikolojik durumuma ilişkin küçücük bir açıklamaya gireceğim.

Yazma işi kolay gibi görünmekle beraber çok zor ve yıpratıcı bir iş. "Neden?" diyeceksin, dedim. O arada sen de dedin zaten "Neden?" diye!

Anlatayım bak ben ne haldeyim: Hayatımda pek çok şey değişti! Bıngıldağımın tam üzerinde bir sivilce çıktı mesela. Bıngıldağım üzerinde o sivilce varolduğu müddetçe hayat daha bir karmaşık benim için..

Bıngıldağımın üzerindeki sivilcenin hayatıma etkisinden size ne değil mi ama?! Okur diyor ki; günümüz dizilerine bir parmak at!
(Okur diyor demek alışkanlık olmuş, esasen geçen yazıda da dediğim gibi editör diyor "Şu konuda yazarsan iyi olur" diye. Ben de yazmaya başlayınca işler çığırından çıkıyor.)

Geçen sefer çalışmadığım yerden gelmişti soru: "Efendim bir film eleştirisi yap bakalım!" şeklinde! Öyle dedik böyle dedik, İskender kebap hissiyatına vurduk gamı. Şimdi de dizileri parmaklamak lazım(-mış)...

Parmak bizim işimiz tamam da, günümüzün dizileri parmak atılacak kıvamı çoktan aşıp gitmiş. Battı balık yan gider diyerek atalım ortadaki parmağımızı. Atalım atmaya da, atmak için bilgi sahibi olmak gerek. Diyeceksin ki "Kardeşim sen de ne biçim adamsın ya?! Madem bilgi sahibi değilsin ne demeye yazmaya soyunuyorsun Gazoz Ağacı'nda?"

İşte ben de tam bu noktadan girecektim konuya. Yurdumda, bilen bilmeyen herkes bir yol tutturmuş. Bilenle bilmeyen bir olur mu? Olmaz elbette. Aslına bakarsanız ben; Aliye'yi, Kurtlar Vadisi'ni, Yabancı Damat'ı salt simaen tanırım. Diğer bir deyişle bu diziler hakkında bir bok bilmem. Hani editör beni bilmese diyeceğim ki bilmiyor da ondan yapıyor. Değil. Biliyor.. Biliyor da yapıyor bunu.. Neden? Tam olarak onu da bilemiyorum ama sıkılıyorum, geriliyorum.. Neymiş filmmiş, neymiş diziymiş!

Geçtim TV'nin karşısına ve bastım kumandaya. Adını bildiğim-bilmediğim bir dizi güruhu sağlı sollu bindiriyor. Birinden kaçsan birine yakalanıyorsun. Hangisine yakalandığının önemi yok. Onlar uyan bir noktada çelmeyi takıveriyorlar.

Aa, şuna bak: Kanallarda dolaşırken eski Görevimiz Tehlike dizisini yakaladım.

Sonradan film yapılmış versiyonu değil, orijinali bu: Hani Peter Graves, Barbara Bain, Martin Landau
(Bu son ikisi daha sonra Uzay 1999 dizisinde gene bir araya gelmişti).

"Bu bant beş saniye içinde kendisini imha edecektir.." esprisini ilk defa bu diziden almıştık.
Hele bakın, yandaki resimde bant kendini nasıl da imha ediyor.. Hey yavrum be!

 

 

İmkansız görevleri başarmak için çalışan CIA ajanları.. Ama bunlar gizli ajan; görev sırasında yakalanacak veya öldürülecek olurlarsa patronları bunları tanımayacak."Bizim bu adamlardan haberimiz yoktu. Kendi kafalarına göre iş yapmışlar" diyecekler. O derece yani..

Bunu da 5 saniye içinde kendini imha eden banttan anlıyoruz.

Böyle bir işin emekliliği de olmaz, sigortası da olmaz tabii. Ancak dizi film çekmeye yarar.

* * *

(Satırdan satıra okuyucu kitlem kan kaybediyor, ben hissediyorum. Kalanlar, beni ben olduğum için okuyan ve bende kendini bulduğuna inanan elit tabakadır. Bu vesileyle tüm okuyucu kitleme teşekkür ediyorum...)

Bir zamanlar Kaçak dizisi de vardı mesela. Millet soluğunu tutar izlerdi. Veyahut bir Dallas dizisinin Türk toplumunda yarattığı etkileri kim inkar edebilir? O zamanlar yerli diziler bugünkü kadar çok değildi elbette.
Yerli diziler ve yerli malları o kadar azdı ki, bugün mesela nesli tükenmek üzere olan kelaynak kuşları üzerine nasıl titriyorsak, o zamanlar da aynı şevkle 'Tutum, Yatırım ve Yerli Mallar Haftası' etkinlikleri yapılırdı.
(Yerli diziler o zamanlar bu kategoriye giriyor muydu? Bak bunu hatırlayamadım şimdi)

Yerli Malları Haftası deyince aklıma geldi: Ben yıllar önce 'Yerli Malları Haftası'nda Ankara Armudu olmuştum. Düşünüyorum da şimdi olsa; yani diyeceğim şey, beni Ankara Armudu olarak çağırsalar yerli malları haftasına; hatta 'Onur Konuğu' olmamı dahi teklif etseler, olmam Ankara Armudu!

Ne enteresan bir gündü aslında... Biz karatahtanın önüne dizilmiştik "yerli mallar" olarak. Kafalarımızda, her ne isek, olduğumuz yerli malının biçimini anımsatan birer şapka, ellerimizde hangi mal olduğumuzu belirten, mümkünse meyvenin kendisi; o mevsimde olduğumuz meyveyi bulmak mümkün değilse, kurusu veya sembolik bir hatırlatıcısı... Biz mutluyduk, ondan da önemlisi gururluyduk kara tahtanın önünde kafamızda o tuhaf biçimli şapkalar ve ellerimizde yerli meyvelerle yer almaktan.

Enteresan psikoloji. Bugün baktığımda, bir nevi ortaçağ işkence-cezalandırma yöntemlerine benzettiğim görüntüde, başrolü oynayan bizler övünç içindeydik...

Diğer yanımda gözümün kaydığı Bursa Yarma Şeftalisi vardı. Öğretmenimiz sınıfa kimin şeftali olmak istediğini sorduğu zaman Okşan ve Bülent beraber atıldı Bursa'lı oldukları için. Sonunda demokratik yapılan seçim sonucu Okşan 'Yarma Şeftali' olmaya hak kazandı. Okşan'ın her halinden belliydi memleketinin ve şeftaliliğinin hakkını vereceği. Çok insan şeftaliye dokunamaz ya ben de onlardandım.
Ta ki o güne kadar... Öhöm.. Öhöm..

Tam da TV dizileri hakkında yazıyordum ama satır bitti!
Ne bahtsız bir okursun sen yahu...

  SİNEMA
Türk Seks Filmleri
Sinema:
Unutulmaz Kung Fu
  EDEBİYAT
Ben Her Zaman
TANGO: Özlem ve
62'den Tavşan Yapmak
  YAŞAM
Sosyal Güvenlik
Neden Özelleştirilemez
Günü Kurtaracak
İçinizdeki Trafik
  MÜZİK
Supertramp
Eye of the Tiger
The Beatles - Girl
  CİNSELLİK
Zibidi Kimdir?
Sanal Pezevenk
Kadınlar ve Kocaları
  VİDEO

Steve Miller Band:

Scorpions: Holiday

Enrico Macias: Melisa

Eye of the Tiger

Bee Gees: Words (1968)

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Nil Burak - Tatlı Tatlı