Bugüne kadar seyrettiğiniz filmler içinde en kötüsü hangisiydi?
Avrupalı adlı sefilliği (ki bu rezilliğe 'film' demeye dilim varmıyor sizin de farkettiğiniz gibi) seyretmiş olan talihsiz insanların bu soruya vereceği cevabı ben biliyorum.
Eğer bu performansı Victor Hugo yaşarken görmüş olsaydı, eminim Sefiller romanını silbaştan kaleme alır ve jenerikte adı geçen herkesi 'en hakiki sefiller' olarak insanlığa tanıtırdı. Söz konusu şahıslar bunu fazlasıyla hakediyorlar.
Daha piyasaya çıkmadan yaptığınız iş hakkında 'sansasyonel magazin haberleri yaratarak' tanıtım yapmak artık sıradan bir yöntem oldu.
Avrupalı filmi(?) daha çekim aşamasındayken 'cüretkar' sevişme sahneleriyle ilgili haberler sağa sola yayıldı.
Bu kadarı kesmedi, işin içine biraz kavga gürültü katılması gerekti. Çekimler sırasında Cem Davran, rol arkadaşı Yasemin Kozanoğlu için "Böyle bir kızla bırakın sevişmeyi, öpüşülmez bile" demişti. Bkz. http://www.sosyeteonline.com
Aynı Cem Davran filmin gösterime girmesinin ardından "Dünyada her sinema filmi önce seks sahneleriyle ön plana gelir sonra filmin kendisi ortaya çıkar. Bizde bu evreyi atlattık, insanlar artık filmin kendisiyle ilgilenecektir." dedi. Bkz. http://www.gezentilki.com
Aradan bu kadar zaman geçti, insanlar filmin(?) kendisiyle ilgilenmediler. Bunun çok da basit bir sebebi var: Abaza gençleri cezbetmeye yönelik sevişme sahnelerini saymazsanız, filmde(?) 'ilgilenmeye değecek' herhangi birşey yok.
Google üzerinden yapacağınız basit bir araştırmayla hemen siz de görebilirsiniz ki, film(?) hakkında medyada yer alan tanıtım yazıları hep birbirinin aynı. Yani yapımcı şirketin kendi yazıp servis ettiği metin dışında hiç kimse bu film(?) hakkında söyleyecek 'iyi bir şeyler' bulamamış.
Sinema eleştirmenlerimiz "Türk sinemasına köstek olmayalım" mantığından yola çıkarak "Avrupalı filmi hakkında söylenebilecek iyi bir şey yoksa, bari hiç bir şey söylemeyelim." diye düşündüler herhalde. Ya da artık ne gibi çıkar ilişkileri devreye girdi, onu bilemiyorum şu anda.
Ancak Türk sinemasının son dönemdeki üretim kalitesinin bu kadar düşmesinde, kötü bir filme "Bu kötü bir film!" demeye dili varmayan eleştirmenlerimizin ve medyamızın da payı var.
Bense Türk sinemasına hizmet etmek isterim!
Adına 'film' denen saçmasapan bir takım işlerle karşılaştığımda, kötü bir performans gördüğümde bunu açıkça yazmam lazım.
Belki bu sayede film yapımcısı arkadaşlar değersiz ve anlamsız projeleri hayata geçirirken iki defa düşünür. Sinema seyircilerinin zeka seviyelerini aşağılamaktan vazgeçerler hiç olmazsa?
Mesela Avrupalı filminin(?) genç yönetmeni Ulaş Ak yönetmenlik çıtasını o kadar düşürmüş ki, yönettiği 'şey' (film diyemiyoruz ona) tam anlamıyla yerlerde sürünüyor. Zaten bu da çok normal çünkü bu kadar alçalan bir çıtanın altından ancak sürünerek geçilebilirdi.
Anlaşıldığına göre on yıldır sinemadan uzak alan İrfan Tözüm bu filmin(?) yapımcılığını üstlenerek 'sinemaya dönüş' yapmış.
Son on yılda her nerede ne işle meşgul idiyse aynen oraya geri dönmesini tavsiye ederim ona. Böylesi hem kendisi, hem sinema seyircileri ve hem de Türk sineması adına çok daha hayırlı olacaktır.
Kendisi bir röportajda "Evet, 'Avrupalı'da ... Asya-Avrupa hikayesini anlatmak istedim. Aslında Asya da, Avrupa da yalan dolan! İkisini de yönlendiren, besleyen ve sömüren Amerika! Bu filmde AB'ye neden alınmadığımızı esprili bir şekilde anlattık." diyor.
Bkz. http://www.fanburada.com
Aklıbaşında birilerinin ona hatırlatması gerekir ki:
Herhangi bir mantık çizgisi izlemeksizin birbirinden kopuk sekansları ardarda dizmekle bir tür 'saçmalık anıtı' yaratabilirsiniz ama buna sinema denmez. Ortaya çıkan bu şey 'gülünç' duruma düşmüş, orası kesin. Ama esprili bir dil veya 'anlatılan' anlamlı bir şey yok Avrupalı'da...
- Tom ve Jerry çizgi filmini seyrederken hislenip ağlayacak kadar gerçeklikten ve mantıktan yoksun fakat uluslararası eroin kaçakçılığı ağını yönetecek kadar 'dünya olaylarına hakim' mafya babalarının bu ülkeyi gerçekten seven insanlar olduğunu
- Brüksel'e 'üniversite okumaya gitmiş' bir Türk vatandaşının Avrupa Parlementosu milletvekili olabileceğini
- Yunanlı bir genç kadının 'sırf vatan sevgisi' nedeniyle Türkiye'de intihar bombacısı olabileceğini
ve burada hepsini saymaya kalksam ne benim yazmaya ne de sizin okumaya sabrımın yetmeyeceği bir sürü saçmalığı
(ki kadın-erkek ilişkisi itibarıyla sergilenen zavallılıklardan bahsetmiyorum bile)
'esprili bir dil' diye tanımlamak gerçekten de kötü bir espri olmuş.
Kötü bir film yapıp daha sonra "Biz aslında komedi filmi yaptık" bahanesine sarılmak artık bayatlamış bir numara. Yapımcı, yönetmen ve oyuncuların bu kötü alışkanlıktan artık vazgeçmesi ve sağduyulu davranması gerekiyor.
Sinema seyircisi bu kadarcık saygıyı haketmiyor mu?