| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Rahmetli anneannem çok ömür kadındı. Çocukluğumda ne şiirler, ne tekerlemeler, ne masallar dinledim ondan.
Hatta anlattığı bir fıkra, Nasrettin Hoca'nın bilet almadan bindiği trenle Bursa'ya gidişini hikaye ederdi ki kardeşimle ben nasıl da gülerdik.
Yani olaya dikkatinizi çekerim: Nasrettin Hoca'nın devrinde trenden bahsedilmesi yetmiyor, üstelik bu tren bugün bile demiryolu bağlantısı olmayan Bursa'ya gidiyor.
Anneannemin anadili İngilizce olsaydı... bir de 1990'ları görebilecek kadar yaşasaydı öyle masallar ve hikayeler çıkarabilirdi ki Harry Potter yanında halt ederdi.
Anneannem ikide bir de ağrılarından bahsederdi. Yaşlılığın ne zor zanaat olduğunu anlatırdı... da biz bunlara Nasrettin Hoca'nın trene bindiğine inandığımız kadar bile inanmazdık. Damdan düşmeyen halden ne anlasın?
Gene huysuzluğum üzerimde ve beni tanıyanlar için bunda olağandışı bir yan yok. Ama bu sefer mazeretim var.
Bu bilgisayar denen alet adamı resmen hasta ediyor. Omuzlarım tutuluyor, sırtım korkunç ağrı yapıyor.
("Nasılsın?" diye soranlara ağrılarını anlatarak cevap veriyorsun ha? Kesinlikle yaşlanma emaresi bu, hiç şüphen olmasın, oğlum.)
Günün herhangi bir saatinde kendinizi derin düşüncelere dalmış bulursunuz ya bazen? İşte o sırada aklınızdan geçenler sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun ağrısı veya başağrısı olmuşsa, bravo! Klübe hoşgeldiniz!
Miyopumun hala ilerliyor olması da ayrı mesele... Taa 1976 senesinde ilk defa gözlük takmaya başladığımda, doktor "On sekiz yaşından sonra ilerlemesi durur.." demişti. Yıllar sonra bilgisayar denen bir alete saatlerce bakmak durumunda olacağımı akıl edememesi normal sayılmalı.
Vay anasını, gözlük takmaya başlayalı 27 seneyi geçmiş ha? Fazla kitap okuyup televizyon seyretmekten dolayı gözlerim bozulduğu sıralarda henüz babalarının zihninde proje bile olmayan adamlar bugün bana akıl hocalığı yapmaya kalktıklarında gülsem mi yoksa ağlasam mı, bilemiyorum.
Tabii onlara soracak olsanız 'loser' olarak parmaklarıyla beni işaret ederlerdi:
Oğlum Alper, anladık, analitik geometriyi hatmetmişsin. (Fen Lisesi eğitimi sağolsun) Üç boyutlu uzayda vektör yönünü ve uzunluğunu bilgisayar kullanmadan hesaplayabiliyorsun... da ne oluyor peki? Kendi gideceğin yönü bulamamışsın daha! Üstelik, mühim olan doğrusal vektörün boyu değil işlevidir.. Uff hala omuzlarım ağrıyor!..
Yaşlandıkça daha huysuz ve mızmız mı oluyorum nedir?
|