ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Ne Alakası Varsa
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
CİLALI İMAJ DEVRİ

Kendimizi kandırmayalım:
Epeyce uzun süreden beri imaj çağı hükmünü sürüyor.

Görüntünün önemi ve önceliği nicedir içeriği solladı geçti de, ortalıkta bunu açıkça itiraf etmeye yüreği yeten pek fazla yiğit yok.

Geleneksel toplum düzeninden modern kentli yaşama geçiş sürecinde, toplumun bir bütün olarak yaşamı kavrayışı ve yaşayışı değişti. Bütün bunlara; cep telefonundan bilgisayara, tıptaki yeniliklerden teknolojik gelişmelere kadar çeşitli buluş ve bilimsel gelişmelerin dünyamızdaki hayatı nasıl değiştirdiğini de ekleyin...

Modern insanın düşünce yapısı ve hayatı algılama şekli eskisinden çok farklı. Burada nostalji edebiyatı yapacak değilim ama anlatmaya çalıştığım şey de şu:

Hayat dediğin şey, en nihayetinde emprovize oynanan bir tiyatro oyunudur.

Her sabah maskelerimizi takar, kostümlerimizi giyer ve ne olduğunu tam da kestiremediğimiz bir senaryoya uygun olarak rollerimizi oynamaya koyuluruz. Olası durumlar içinde en uygun seçimleri yaptığımızı ve en doğru kararları verdiğimizi düşünür ve başımıza iyi şeyler gelmesini umarız.

Çoğu kere işler umduğumuz gibi gitmez. O zaman da, egonun savunma mekanizmaları sağolsun, kabahati yükleyecek birilerini veya bir şeyleri ararız. Genellikle de buluruz. (Çok şükür)

Kadın-erkek ilişkisinde oynanan tiyatro da bundan farklı mı olacaktı?

Biten ilişkinin ardından
"Görüntü hiç mühim değildi. Ben dürüstçe kendimi ortaya koydum... Ama nerede bunu takdir edip anlayacak insan?" diye sızlanırız.

Ama her seferinde
"Yahu bu sefer de olmadı!.."
derken kafamızı vurduğumuz duvar, aslında görüntünün durumu kurtarmaya yetmediğinin ispatıdır. Ama işte gene de görüntülerin ve imajların peşinde koşmaktan kendimizi alamıyoruz bir türlü...

(Alışmış kudurmuştan beterdir.

Türk atasözü)

Şimdi kalkıp "Ey insanoğlu! Titre ve kendine dön..." diye yüksekten öğütler verecek değilim. Bana mı kaldı aleme nizamat vermek?
(Bunu yapan zaten çok sayıda kişi var zaten)

Gelgelelim, kafamızı her durumda duvara vuracaksak eğer, en azından nerede tökezlediğimize, kafamızın vurduğu duvarın şekline ve yapısına dikkat çekip; "Kasklarınızı, baretlerinizi takın da hiç değilse kendinizi daha az harap edecek bir yol bulun.." demek lazım. Malum: önce tedbir, sonra tevekkül. Bilahare kendi düşen ağlamaz.

Yönetmenim işaret ediyor, reklam arası vereceğiz.. Sürem çok azaldı, acilen mesajımı vereyim de yazıyı bitireyim:
Görüntülerin peşine düşen, gölgelerle yetinmek zorunda kalır...

  CİNSELLİK
Cinsel Performansınız
Medyamız Buyuruyor:
Evlilik, Sadakat
  MÜZIK
All Hung Up
Cutting Crew - Died
Michel Fugain
  YAŞAM
Kalp Kazanmak
Çalışmak
Uğraştırmayın Beni
  EDEBIYAT
Eski Defterler
Aziz Nesin'den Bir Yazı
Kitsch'iliğinizi
  SİNEMA
Mahremiyet
Son Osmanlı
Grease

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan