|
Aşk denilen şeyin beyindeki bir takım kimyasal reaksiyonların sonucu olduğu bilimsel olarak kanıtlanalı çok oldu.
O kadar ki Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi bu kimyanın inceliklerini araştırıyor. Belki de aşk acısının ilacını bile bulacaklar.
Aşkın kimyasına dair araştırmalar Economist dergisindeki makalelere bile konu oluyor. Kime niye aşık olduğumuzun formülasyonu yapılmış, dökülmüş. Aşk denen sürecin niçin üç, bilemedin dört yıl sürdüğü fizyolojik ve antropolojik olarak açıklanmış çoktan.
Bütün bunlar olup biterken, bizzat kendileri bir takım psikosomatik sorunlardan ve abazalıktan muzdarip kızkuruları hala ve hala "Gerçek aşkın bir ömür boyu sürdüğü ve insanın en yüce aşka ancak tek eşli ilişkilerle ulaşabileceği" gibi hezeyanlarını ortalık yerde dillendirebiliyorlar.
"Madem bu işleri bu kadar iyi biliyorsun, sen hala niye sap sap dolaşıyorsun bunca yıldır?" sorusuna verecek cevapları yok halbuki.
Ve bana sorarsanız size derim ki: Bazen bir şarkı, bir sürü akademisyenin kitaplar dolusu saçmalıklarından daha doğru ve yararlı şeyleri anlatabilir. Yeter ki dinlemeyi ve anlamayı bilelim. |